AyetSûreler

النجم

Necm Sûresi

53. sûre · Mekke · 62 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

NECM

٥٣ سُورَةُ النَّجْمِ Vennecmi sûresi, Necim sûresi de denilir, Mekkîdir.

Âyetleri - Altmış ikidir.

Kelimeleri - Üç yüz altmıştır.

Harfleri - Bin dört yüz beştir.

Fasılası - و ن ة ا ى harfleridir.

Buharînin ibni Abbastan, ibni Merduyenin ibni Mesuddan tahriclerine göre bu sûre Peygamberin kıraetini ı’lân ettiği ilk sûredir. Haremi şerifte kıraet buurdu, Müşrikler dinliyorlardı, yine Buharî ve Müslim ve ebû Davud ve Neseînin ibni Mes’uddan rivayetlerinde de secde nâzil olan ilk Sûre Vennecmidir. Resulullah secde etti, nâs da hep secde ettiler ancak bir adam, bir avuç toprak aldı onun üzerine secde etti, sonra ben onun kâfiren katlolunduğunu gördüm, o ümeyyetibni halef idi demiştir. Ebû hayyan da Bahirde Resulullah ile beraber mü’minler ve müşrikler hep secde ettiler, Ebû Lehebin gayri, çünkü o bir avuç toprağı alnına kaldırdı bu, yeter dedi» diye kaydetmiştir. Alûsî ikisinin de öyle yapmış olması muhtemildir diye cem’a işaret eylemiştir.

Sebebi nüzulü - Yine Ebû hayyanın beyanına göre: Müşriklerin Muhammed, aleyhissalâtü vesselâm, Kur’anı kendi uyduruyor demiş olmalarıdır, bu sebeble de Sûrei Tûrun âhirine münasebeti zâhirdir, orada kâhin, mecnun şâir, kendi tekavvül ediyor dedikleri tasrih olunmuş idi. Allah tealâ onları redd için kasem ile hakikati beyan ederek buyuruyor ki: بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى ٢ مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰى ٣ وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰى ٤ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْىٌ يُوحٰى ٥ عَلَّمَهُ شَدٖيدُ الْقُوٰى ٦ ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوٰى ٧ وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰى ٨ ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰى ٩ فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰى ١ فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَآ اَوْحٰى ١١ مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَاٰى ١٢ اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى ١٣ وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰى ١٤ عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى ١٥ عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰى ١٦ اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰى ١٧ مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى ١٨ لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى ١٩ اَفَرَاَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزّٰى

Meali Şerifi

1وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰİnmekte olan yıldıza andolsun ki2مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰArkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı3وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓO, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz4إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰO(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir5عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰOnu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti6ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu7وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰO, en yüksek ufukta idi8ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰSonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı9فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰOnunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı10فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi11مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓOnun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı12أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰOnun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız13وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰAndolsun onu bir kez daha görmüştü14عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰSidretü’lMüntehâ’nın yanında15عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓKi Cennetü’lMe’vâ onun yanındadır16إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰSidre’yi kaplayan kaplıyordu17مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı18لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓAndolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü19أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰSiz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza’yı20وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓVe üçüncü olarak da öteki (put) Menat’ı21أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰSize erkek O’na dişi öyle mi22تِلۡكَ إِذࣰا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓÖyle ise bu çok insafsızca bir taksim23إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓOnlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir24أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰYoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir25فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰSon da ilk de (ahiret de dünya da) Allah’ındır26۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓGöklerde nice melek var ki Allah’ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz27إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰAhirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar28وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔاOnların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez29فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَاOnun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir30ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰİşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir31وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَىGöklerde ve yerde bulunanlar hep Allah’ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır32ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓOnlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir33أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰŞimdi gördün mü O yüz çevireni34وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰا وَأَكۡدَىٰٓAzıcık verip (sonra vermemekte) direneni35أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓGaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor36أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰYoksa haber verilmedi mi Musa’nın sahifelerinde yazılı olanlar37وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓVe çok vefakâr olan İbrahim’in sahifelerindekiler38أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰKi hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez39وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰDoğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur40وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰVe çalışması da yakında görülecektir41ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰSonra ona karşılığı tastamam verilecektir42وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰVe şüphesiz en son varış, Rabbinedir43وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰDoğrusu güldüren de ağlatan da O’dur44وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَاÖldüren de dirilten de O’dur45وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰŞüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O’dur46مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰAtıldığı zaman bir nutfeden47وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰŞüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir48وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰŞüphesiz zengin eden de sermaye veren de O’dur49وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰDoğrusu Şi’râ yıldızının Rabbi O’dur50وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰO, helak etti önce gelen Âd’ı51وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰVe Semûd’u da bırakmadı52وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰÖnceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı53وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰAltı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı54فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰOnları neler kapladı neler55فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰO halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun56هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓBu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır57أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُYaklaşan yaklaştı58لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌOnu Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur59أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَŞimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz60وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَGülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz61وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَVe siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller62فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩Haydi Allah için secdeye kapanın ve O’na kulluk edin