Necm Sûresi 10. Âyet
Mekke · Cüz 27 · Sayfa 526
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ ١٠
(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِهٖ مَآ اَوْحٰى bu suretle Allah kuluna verdiği vahyi verdi - burada «عَبْدِهٖ» deki zamirin Allaha raci’ olduğunda ıhtilâf yoktur. Şedidül’kuvâdan murad Allah tealâ olduğuna göre bu zâhirdir. Diğer vecihlerde de ifadenin cereyanında ismullah, ma’lûm olarak mezkûr hukmündedir. Şu halde burada başlıca iki ma’nâ mümkindir. Birisi: işte Cebraîl böyle yaklaştı da Allahın kulu Muhammed aleyhisselâma gönderdiği her vahyi getirdi vahyetti onu öyle ta’lim etti: ibtida bütün suretiyle görünerek onun vahyi ilâhî olduğunu öğretti de peyderpey tebliğ eyledi. Birisi de: işte Allahın has kulu olan sahibiniz Muhammed aleyhisselâm o istivâdan sonra rabbına öyle yaklaştı, her vasıta mürtefi’ oldu da Allah o kuluna doğrudan doğru verdiği vahyi verdi. Ya’ni mi’racda her ne vahyeyledi ise Cibrîlin dahi tevassutu olmaksızın vahyeyledi. Biz bu ma’nâya tarafdarız. Evvelki ma’nâya göre Mi’rac kazıyyesi yalnız «وَلَقَدْ رَاٰهُ» kavline bırakılmış oluyor.
Mi’racda bilâ vasıta vahyolunan «مَآ اَوْحٰى» ne idi? Bunun birisi namaz olduğu ma’ruftur, Bir de şu rivâyet edilmiştir: Peygamberlerden hiç biri senden evvel Cennete girmiyecek, ümmetlerden hiç biri de senin ümmetinden evvel Cennete girmiyecek. Sûrei «Bakare» nin âhiri «اٰمَنَ الرَّسُولُ» nün de Mi’racda nüzulüne dair rivayet geçmişti. Sahihi Müslimde: Resulullaha üç şey verildi. Beş vakıt namaz verildi, sûrei «Bakare» nin havatimi verildi, ümmetinden hiç bir şey şerik koşmıyanlara mukhimat, ya’ni büyük günahlar mağfiret olundu diye merviydir. Maamafih o bezmi hastaki vahyin tafsılâtı ne olduğunu ancak Allah ile Peygamberi bilir. Netekim Nizamüddini Nisaburî tefsirinde der ki zâhir olan bir takım esrar ve hakaik ve maariftir ki onları Allah ile Resulünden başkası bilmez.