AyetSûreler

Necm Sûresi 32. Âyet

Mekke · Cüz 27 · Sayfa 527

ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ۝٣٢

Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَلَّذٖينَ o mühsinler ki يَجْتَنِبُونَ كَبَآئِرَ الْاِثْمِ günahın kebairinden - yukarılarda da geçtiği üzere ıkabı büyük olan, yâhud hakkında bihususıhi veîd bulunan günahlar kebairdir. وَالْفَوَاحِشَ ve fevahişten - ya’ni kebair miyanında bilhassa çirkinliği açık olan fuhşiyyattan - kaçınırlar اِلَّا اللَّمَمَ lemem başka - ya’ni az ve küçük olan kusurlar müstesna - çünkü kebairden ictinab edilince meselâ bir nazar, bir gamze, bir buse gibi sagair ma’füvv olur. اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ şübhesiz ki rabbın geniş mağfiretlidir. - kebairden ictinab edilince sağairi mağfiret buyurduğu gibi tevbe edilince kebairi de mağfiret buyurur, dilerse tevbesiz de mağfiret buyurur, ancak tevbe edilmedikçe şirke mağfiret etmez هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ hem o size a’lemdir. - Sizin her halinizi bilir, hukmünü de ona göre verir اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ sizi Arzdan inşa ettiğinde - Arzda ilk insan cinsinin, insan huceyresınin yaratılışı zımnında ve ya insan gıdasının topraktan yaradıldığı sırada وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فٖى بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ ve siz analarınızın karınlarında cenîn bulunduğunuz vakıtta - ya’ni sizin kendinizi bilmediğiniz zamanlarda bile nasıl olduğunuzu ve ne halde bulunduğunuzu ve bütün istikbalde ne haller kesbedeceğinizi hasılı bütün eksiğinizle varlığınızı hep bilir فَلَا تُزَكُّوٓا اَنْفُسَكُمْ o halde nefislerinizi tezkiye etmeyin - kendinizi hiç günahsız, kusursuz tertemiz adderek öğmeyin, farkında olmadığınız bir çok kusurlarınız bulunabilir هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى tamamiyle korunup müttekıy olanı en ziyade o bilir. - Çünkü bütün halinize vakıf olan odur. Ehli ihsan ile ehli isâe Âhırette huzurı hakta seçileceklerdir. ٣٣ اَفَرَاَيْتَ الَّذٖى تَوَلّٰى ٣٤ وَاَعْطٰى قَلٖيلًا وَاَكْدٰى ٣٥ اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى ٣٦ اَمْ لَمْ يُنَبَّاْ بِمَا فٖى صُحُفِ مُوسٰى ٣٧ وَاِبْرٰهٖيمَ الَّذٖى وَفّٰى ٣٨ اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ٣٩ وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَاسَعٰى ٤ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰى ٤١ ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَآءَ الْاَوْفٰى ٤٢ وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰى ٤٣ وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰى ٤٤ وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَا ٤٥ وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ٤٦ مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰى ٤٧ وَاَنَّ عَلَيْهِ النَّشْاَةَ الْاُخْرٰى ٤٨ وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰى ٤٩ وَاَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرٰى ٥ وَاَنَّهُٓ اَهْلَكَ عَادًا الْاُولٰى ٥١ وَثَمُودَا فَمَآ اَبْقٰى ٥٢ وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰى ٥٣ وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰى ٥٤ فَغَشّٰيهَا مَاغَشّٰى ٥٥ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارٰى ٥٦ هٰذَا نَذٖيرٌ مِنَ النُّذُرِ الْاُولٰى ٥٧ اَزِفَتِ الْاٰزِفَةُ ٥٨ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ ٥٩ اَفَمِنْ هٰذَا الْحَدٖيثِ تَعْجَبُونَ ٦ وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ ٦١ وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ ٦٢ فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا Meali Şerifi