ق
Kâf Sûresi
50. sûre · Mekke · 45 âyet
Sûre hakkında · Elmalılı
KÂF
٥ سُورَةُ قٓ قٓ Sûresi mekkîdir. Buna «بَاسِقَاتٌ» Sûresi dahi denilir.
Âyetleri - kırk beştir.
Kelimeleri - Üç yüz yetmiş beş. Harfleri - Bin dört yüz yetmiş yedi.
Fasılası - «صرجدظب» د ب ظ ج ص ر harfleridir.
Sûrei «Hucurat» ın âhiri «وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ» ile nihâyet bulmuştu, bu ise bir istıkbal, bir âhıret ıhtar ediyordu ki işte «قٓ» O istıkbalin mes’uliyyetini ıhtar etmek üzere o hududa açılan bir kapıdır. Fetihten sonra dâirei islâma yeni girenlerin «اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْ» mazmunu üzere tehzib ve terbiyelerini istikmal zımnında dahilî ıslahat ile yeniden cihada ihzar eden medenî «Hucurat» Sûresinden bu suretle yeni Mekkî olan Sûrei Kafa geçilmesi islâmın cihana yayılmak için peyderpey inkişafatındaki bir inkılâb devresine daha işarettir. Müslim ve gayrisinde Cabir ibni Semüre radıyallahü anhden rivâyet olunduğu üzere Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem bu Sûreyi çok kerre sabah namazında okurdu. İbni mâce ve gayrisinde, Kutbetibni Malikden rivâyet olunduğuna göre de aleyhissalâtü vesselâm bunu sabah namazının ilk rek’atinde kıraet buyururdu. Ahmed ve Müslim ve Ebu Davud ve İbni Mâce ve Tirmizî ve Neseî Ebu Vakıdi Leysîden rivâyet etmişlerdir ki Resuli ekrem sallâllahü aleyhi vesellem Bayramda «قاف ile اِقْتَرَبَتْ» okurdu. Ebu Davud ve Beyhekî ve İbnimâce ve İbni Ebi Şeybe, Ümmühişam binti Hâriseden de şöyle rivâyet eylemişlerdir: demişdir ki: ben «قٓ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ» i başkasından değil, sırf Resulullahın femi saadetinden ahz eylemişimdir. Her Cum’a minberde nâsa hutbe iyrad ettiği vakıt okurdu. İbni Merduye hadîsinde de Ebil’alâ radiyallahü anhten merfuan «تَعْلَمُوا قٓ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ قٓ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ» öğreniniz» diye vârid olmuştur. Bütün bunlar gösteriyor ki bu Sûre en büyük Sûrelerdendir. Tıvali mufassal denilen Sûreler de buradan başlar.
بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ قٓ وَالْقُرْاٰنِ الْمَجٖيدِ ٢ بَلْ عَجِبُوٓا اَنْ جَآءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَىْءٌ عَجٖيبٌ ٣ ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا ذٰلِكَ رَجْعٌ بَعٖيدٌ ٤ قَدْ عَلِمْنَا مَاتَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفٖيظٌ ٥ بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ فَهُمْ فٖٓى اَمْرٍ مَرٖيجٍ ٦ اَفَلَمْ يَنْظُرُوٓا اِلَى السَّمَآءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ ٧ وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فٖيهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا فٖيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهٖيجٍ ٨ تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنٖيبٍ ٩ وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِهٖ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصٖيدِ ١ وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضٖيدٌ ١١ رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَاَحْيَيْنَا بِهٖ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ ١٢ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ ١٣ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍ ١٤ وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعٖيدِ ١٥ اَفَعَيٖينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِ بَلْ هُمْ فٖى لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدٖيدٍ
Meali Şerifi