AyetSûreler

الفجر

Fecr Sûresi

89. sûre · Mekke · 30 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

FECR ٨٩ سُورَةُ الْفَجْرِ Bu Fecir sûresi mekkîdir. Ebu hayyan Bahirde mekkî olması cumhur kavli olup Âliy ibni Talhanın medenî dediğini de kaydeylemiştir.

Âyetleri - Hicazîde otuz iki, Küfî ve Şamîde otuz, Basrîde yirmi dokuzdur.

Fasılası - ر د ب ن م ا ت ه harfleridir. «حَيَاتِى جَنَّتِى» fasılalarında «يا» redîf olduğundan asıl fasıla harfi «تا» sayılmıştır.

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالْفَجْرِ ٢ وَلَيَالٍ عَشْرٍ ٣ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ ٤ وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِ ٥ هَلْ فٖى ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذٖى حِجْرٍ ٦ اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ٧ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ ٨ اَلَّتٖى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى الْبِلَادِ ٩ وَثَمُودَ الَّذٖينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ ١ وَفِرْعَوْنَ ذِى الْاَوْتَادِ ١١ اَلَّذٖينَ طَغَوْا فِى الْبِلَادِ ١٢ فَاَكْثَرُوا فٖيهَا الْفَسَادَ ١٣ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ ١٤ اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ ١٥ فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓى اَكْرَمَنِ ١٦ وَاَمَّآ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓى اَهَانَنِ ١٧ كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتٖيمَ ١٨ وَلَا تَحَآضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِ ١٩ وَتَاْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّا ٢ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا ٢١ كَلَّآ اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّا ٢٢ وَجَآءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا ٢٣ وَجٖٓىءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰى ٢٤ يَقُولُ يَالَيْتَنٖى قَدَّمْتُ لِحَيَاتٖى ٢٥ فَيَوْمَئِذٍ لَايُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌ ٢٦ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌ ٢٧ يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ٢٨ اِرْجِعٖٓى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً ٢٩ فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖى ٣ وَادْخُلٖى جَنَّتٖى

Meali Şerifi

1وَٱلۡفَجۡرِAndolsun fecre2وَلَيَالٍ عَشۡرࣲOn geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine)3وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِÇifte ve teke4وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِGitmekte olan geceye5هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍNasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi6أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍGörmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine7إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِSütunlar sahibi İrem’e8ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِKi ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı9وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِVâdide kayaları yontan Semud kavmine10وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِKazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun’a11ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِBunlar ülkelerde azmışlardı12فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَOralarda çok bozgunculuk yapmışlardı13فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍBu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı14إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِKuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir15فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِAma insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der16وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِAma her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der17كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَHayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz18وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِBirbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz19وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰا لَّمࣰّاOysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden20وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّا جَمࣰّاMalı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına21كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّا دَكࣰّاHayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman22وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّا صَفࣰّاRabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman23وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰKi cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var24يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِيKeşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der25فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱArtık o gün Allah’ın edeceği azabı kimse edemez26وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱOnun vuracağı bağı kimse vuramaz27يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُEy, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis28ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰHem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön29فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِيKullarımın arasına gir30وَٱدۡخُلِي جَنَّتِيCennetime gir