AyetSûreler

النبإ

Nebe Sûresi

78. sûre · Mekke · 40 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

NEBE’ ٧٨ سُورَةُ النَّبَاءِ Nebe’ Sûresi Mekkîdir. Buna Amme Sûresi dahi denilir.

Âyetleri - Kırktır.

Kelimeleri - Yüz yetmiş üç.

Harfleri - Yedi yüz yetmiş. Fasılası - ن م ا harfleridir.

Mürselât Sûresinde «وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْ» buyurulmuş, umumiyyetle Peygamberlerin miykatı ve evvelkilerin, sonrakilerin toplanıp ayrılacağı fasıl günü anlatılmış, âhirinde «فَبِاَىِّ حَدٖيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ» buyurulmuştu. Buna inananlar da inanmıyanlar da bulunduğu ve Kur’anın, nüzuliyle nübüvveti Muhammediyyenin bu haberi üzerine müşriklerin gâh telâş gâh istihza tarzında sorup soruşturarak bahs ü münakaşalara dalmış bulunmaları sebebiyle nâzil olmuş bulunan bu «Amme» Sûresinde de bilhassa nübüvveti Muhammediyye miykatı i’tibariyle fasıl günü anlatıcaktır. Şöyle ki:

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ٢ عَنِ النَّبَأِالْعَظٖيمِ ٣ اَلَّذٖى هُمْ فٖيهِ مُخْتَلِفُونَ ٤ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٥ ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ٦ اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًا ٧ وَالْجِبَالَ اَوْتَادًا ٨ وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا ٩ وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ١ وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًا ١١ وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا ١٢ وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ١٣ وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ١٤ وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَآءً ثَجَّاجًا ١٥ لِنُخْرِجَ بِهٖ حَبًّا وَنَبَاتًا ١٦ وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًا ١٧ اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مٖيقَاتًا ١٨ يَوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّورِ فَتَاْتُونَ اَفْوَاجًا ١٩ وَفُتِحَتِ السَّمَآءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًا ٢ وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ٢١ اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ٢٢ لِلطَّاغٖينَ مَاٰبًا ٢٣ لَابِثٖينَ فٖيهَآ اَحْقَابًا ٢٤ لَايَذُوقُونَ فٖيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ٢٥ اِلَّا حَمٖيمًا وَغَسَّاقًا ٢٦ جَزَآءً وِفَاقًا ٢٧ اِنَّهُمْ كَانُوا لَايَرْجُونَ حِسَابًا ٢٨ وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًا ٢٩ وَكُلَّ شَىْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ٣ فَذُوقُوا فَلَنْ نَزٖيدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا Meali Şerifi

1عَمَّ يَتَسَآءَلُونَBirbirlerine neyi soruyorlar2عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِO büyük haberden (kıyametten) mi3ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَKi onlar onda ayrılığa düşmektedirler4كَلَّا سَيَعۡلَمُونَHayır, ilerde bilecekler5ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَHayır hayır, ilerde bilecekler6أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَٰدࣰاBiz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı7وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰاDağları da birer kazık kılmadık mı8وَخَلَقۡنَٰكُمۡ أَزۡوَٰجࣰاSizleri çift çift yarattık9وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰاUykunuzu bir dinlenme yaptık10وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسࣰاGeceyi bir örtü yaptık11وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰاGündüzü de bir geçim zamanı yaptık12وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰا شِدَادࣰاÜstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık13وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰا وَهَّاجࣰاİçlerine ışık saçan bir kandil astık14وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءࣰ ثَجَّاجࣰاYoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik15لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّا وَنَبَاتࣰاOnunla taneler ve otlar çıkaralım diye16وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًاVe sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye)17إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَٰتࣰاKuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur18يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰاO gün Sûr’a üflenir, bölük bölük gelirsiniz19وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبࣰاGök de açılmış, kapı kapı olmuştur20وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًاDağlar yürütülmüş, serap olmuştur21إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰاKuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur22لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابࣰاAzgınlar için son varılacak yer olmuştur23لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابࣰاOrada çağlarca kalacaklardır24لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدࣰا وَلَا شَرَابًاOrada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey25إِلَّا حَمِيمࣰا وَغَسَّاقࣰاAncak bir kaynar su ve irin (içecekler)26جَزَآءࣰ وِفَاقًاBir ceza ki tam yaptıklarına uygun27إِنَّهُمۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابࣰاÇünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı28وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابࣰاÂyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı29وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبࣰاBiz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz30فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir)31إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًاKuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var32حَدَآئِقَ وَأَعۡنَٰبࣰاBahçeler var, bağlar var33وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰاMemeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var34وَكَأۡسࣰا دِهَاقࣰاDopdolu kadehler var35لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰا وَلَا كِذَّـٰبࣰاOrada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan36جَزَآءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابࣰا(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir)37رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰاO, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân’dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz38يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ صَفࣰّاۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰاO gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler39ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًاİşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar40إِنَّآ أَنذَرۡنَٰكُمۡ عَذَابࣰا قَرِيبࣰا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَٰلَيۡتَنِي كُنتُ تُرَٰبَۢاBiz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım