AyetSûreler

Tevbe Sûresi 24. Âyet

Medine · Cüz 10 · Sayfa 190

قُلۡ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمۡ وَأَبۡنَآؤُكُمۡ وَإِخۡوَٰنُكُمۡ وَأَزۡوَٰجُكُمۡ وَعَشِيرَتُكُمۡ وَأَمۡوَٰلٌ ٱقۡتَرَفۡتُمُوهَا وَتِجَٰرَةࣱ تَخۡشَوۡنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرۡضَوۡنَهَآ أَحَبَّ إِلَيۡكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادࣲ فِي سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّىٰ يَأۡتِيَ ٱللَّهُ بِأَمۡرِهِۦۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ ۝٢٤

Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَآؤُكُمْ وَاَبْنَآؤُكُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَشٖيرَتُكُمْ Eğer, de, babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz, zevceleriniz ve aşiretiniz -muaşeret ettiğiniz: beraber yaşadığınız, en yakın akriba ve taallükatınız وَاَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا ve kazandığınız mallar وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا ve kesadından korkacağınız ticaret وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَآ ve hoşunuza giden meskenleri çlarinde sakin olub kalmak arzusunda bulunduğunuz evler, konaklar, köşkler, bağçeler, iller, obalar -ya’ni bütün bunlar: aile ve karabet, emval ve ticaret, vatan ve meskeninde huzur-u rahat sunufı beşeriyye arasında başlıca ıhtilât ve muvalâta sebeb olan şeylerdir. Ve harbin bunlardan ayıran bir hicranı vardır. Harb insanları sevgili babalardan, oğullardan, kardeşlerden, zevcelerden hısım ve akribadan ve hemşehrilerden ayırır. Uğraşıb kazandığı kıymetli mallardan oldurur, ticaretleri durdurur, rahat döşeklere yatmıya mani’ olur ve bunlar sevilecek şeyler değildir. Ve onun için keyfemettefak harb de iyi değildir. Fakat aynı zamanda bunları sevmenin de bir haddi ve hakkı vardır. Bunlar ne gayei mekasıddır. Ne de felâh-u halâs için sebebi kâfidir. Bunlara mahabbet, Allah ve Resulullah mahabbetine, dini hak mahabbetine müterafık olmak ve ona hizmet etmek şartıyle ne kadar şayanı mahabbet iseler, din mahabbetine muarız oldukları ve Allah yolundan alıkoydukları surette de o nisbette mebguz ve sebebi ukubet ve mesaibdirler. Bunları her sevgiye tercih ederek sevenler insanlıkta yükselemezler, hukuku ıhlâl ederler, her zulme, her haksızlığa sebebiyyet verir, her ıhtılâta razı olurlar da lüzumunda hak yolunda mücahede edemezler, can-ü mal, evlâd-ü ıyal kaygusiyle her zillete razı olurlar. Onun için bunlar eğer اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَجِهَادٍ فٖى سَبٖيلِهٖ size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ o halde bekleyiniz, tâki Allah emriyle gelsin.- Bu takdirde yapacağını yapsın, başınıza getireceği felâketi getirsin, işinizi bitirsin, ukubetini musallat kılsın da ne haliniz varsa görün, o vakıt kurtulmak ümidi var mı zannedersiniz? Hayır وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقٖينَ ma’lûm ya Allah fasık kavme hidayet etmez -tâattan çıkmış fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz, ya’ni siz Allah ve Resulünü ve Allah yolunda mücahedeyi onlardan daha çok sevmediğiniz takdirde en iyi yapacağınız şey mücerred cebrî olan mukadderata intizar edib beklemektir. Bu surette ise Allah tarafından iradî mahabbetinize merbut olarak farz ve takdir buyurulmuş olan fîsebilillâh cihadı terketmekle tâattan çıkmış, vazifenizi yapmamış mukadderatınızı kendiniz ıhlâl eylemiş bir takım fasıklar olacağınız için artık her türlü helâk ve ukubete muntazır olmanız lâzım gelir.

Görülüyor ki evvelki âyet iymana karşı küfrün velâyetinden teberri ve inkıtaı amirdir. Bu âyet de Allah, Peygamber mahabbetine münafi ve vazifei diniyyenin hakkıyle iyfasına mani’ olan her türlü alâikı dünyeviyye mahabbetinden teberri ve inkıtaı âmirdir. Bunun için evvelkinde yalnız âba ve ıhvan zikredilmiş olduğu halde ikincide ebna ve ezvac ve hattâ aşiret vesaire dahi zikrolunmuştur. Çünkü mahabbet işi hepsinde cari olduğu halde velâyet oğullarda ve zevcelerde bile mu’tad değildir. Bütün bunlara ihsan emir ve tavsıyei ilâhiyye cümlesinden olduğunda şüphe yok ise de hiç birisi «لَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْئًا» mucebince Allaha şirk derecesine varmamalı, Allah sever gibi olmamalıdır. Rızâullaha muhalif bir noktaya temass ettiği surette hepsi hiçe sayılmalıdır.

Allaha karşı onlar nasıl evliya ittihaz edilebilir? Allah korkusuna. Allah mahabbetine diğerleri nasıl muadil tutulabilir ki