AyetSûreler

Tevbe Sûresi 23. Âyet

Medine · Cüz 10 · Sayfa 190

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُوٓاْ ءَابَآءَكُمۡ وَإِخۡوَٰنَكُمۡ أَوۡلِيَآءَ إِنِ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡكُفۡرَ عَلَى ٱلۡإِيمَٰنِۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ۝٢٣

Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

لَا تَتَّخِذُوٓا اٰبَآءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَآءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْاٖيمَانِ Ey mü’minler atalarınızı ve kardeşlerinizi, iymana karşı küfrü sevmek istedikleri takdirde evliya ittihaz etmeyiniz -ya’ni başkaları şöyle dursun veliyleriniz olan babalarınız ve kardeşleriniz bile küfrü sevgili addeder, sevmek ister, iymana karşı tercih ve ıhtiyar eyler, ısrarlarından vaz geçmeleri ümidi kalmazsa onları da veliyleriniz tutmayın, velâyetlerini tanımayın, emr-ü iradelerine tabi’ olub da küfre hızmet ve muavenet etmeyin, onları kendinize şefık ve zahîr saymayın, hâsılı karabet hissiyyatını ve atalara, akrıbaya ihsan hakkındaki evamiri ilâhiyyeyi küfürden ve bervechi balâ müşriklerden beraete mani’ zannetmeyin وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ ve sizden her kim onlara tevellâ ederse -velâyetleri altina girer, dostluğu kabul eyler, nusret ve istinsarda bulunur, tefvızı umur eder, teberri eylemezse فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ işte bunlar -bu tevell iyi yapanlard a o zalimlerden başka bir şey değildirler. -Zira velâyeti ehil ve mevkı’inin gayriye koymak haksızlığını irtikâb etmişlerdir. Allah bunlara da hidayet etmez.

Bu ve bundan sonraki âyetin fethi Mekkeden evvel bunları hicrete mani’ addedenler hakkında veya irtidad edib de Mekkeye iltihak eyliyen dokuz kişi hakkında nâzil olduğuna dair iki nakıl vardır. Fakat bunlar tarihi nüzul hakkındaki rivayetlere muhalif bulunduğundan şa’yânı ıhticac olamıyacaktır. Bunun için Cessanın Ahkâmı Kur’anda zikrettiği üzere «Mü’minler Münafıklardan temeyyüz etmek için bununla emrolunmuşlardır. Çünkü Münafıklar kâfirlere tevelliy ediyorlar ve buluştukları zaman ikram ve ta’zım gösteriyorlar ve onlara velâyedt ve tarafdarlık ızhar eyliyorlardı, Allah tealâ da bu âyetteki emrini Mü’min ile Münafıkın farkına alâmet kılmış ve böyle yapmıyan nefsine zâlim ve binaenaleyh ukubete müstehıkk olduğunu haber vermiştir. Ancak şunu da unutmamak lâzım gelir ki bununla beraber kâfir olan babaya anaya ihsanı ve ma’ruf ile musahabeti dahi emreylemiş, netekim sûrei «Lokman» da geleceği üzere «وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ» ilâ «وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ بٖى مَالَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى الدُّنْيَا مَعْرُوفًا» buyurmuştur. İlh. Kezalik sûrei «Nisâ» da «وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا الآية» sûrei «En’am» da «قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا» bak. Âyetin siyak-u sibakı da mülâhaza edildiği zaman anlaşılıyor ki burada yukarıki «اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تُتْرَكُوا» âyetindeki «وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلَارَسُولِهٖ وَلَاالْمُؤْمِنٖينَ وَلٖيجَةً» kaydinin bir tavzıhi vardır ki hıkmeti de yakından gelecek olan «ثُمَّ يَتُوبُ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ» âyetiyle gösterilecektir.