Sebe' Sûresi 22. Âyet
Mekke · Cüz 22 · Sayfa 430
قُلِ ٱدۡعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ مِثۡقَالَ ذَرَّةࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا لَهُمۡ فِيهِمَا مِن شِرۡكࣲ وَمَا لَهُۥ مِنۡهُم مِّن ظَهِيرࣲ ٢٢
De ki: "Allah’ı bırakıp da tanrı saydığınız putlarınıza istediğiniz kadar yalvarın. Onların ne göklerde, ne yerde zerre kadar güçleri yetmez. Onların, bunlarda bir ortaklığı da yok. Allah’ın da onlardan bir yardımcısı yoktur
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 22–30. âyetleri birlikte ele alır.
23. اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُ ancak kendisine şefaat için izin verilmiş olan kimse müstesna - ki evvelâ mekamı Mahmudda Muhammed Mustafa sallâllahü aleyhivesellem, sonra alâ meratibihim diğer Enbiya ve Melâike ve salihîn حَتّٰىٓ اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ ya’ni izin verdiklerinin şefaati de birdenbire oluvermez, mevkıfte çok tevakkuf ederler, dehşetli korku, halecanler içinde beklerler, o dereceye kadar beklerler ki nihayet kalblerinden o dehşet ve halecan giderildiği, ya’ni şefaate izin verildiği zaman şefaat bekliyenler şefaat eden şefaatcilerine قَالُوا derler مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ rabbınız ne söyledi? - Şefaatinizi kabul buyurdu mu? Şefaatciler de cevaben قَالُوا الْحَقَّ hakkı derler - Ya’ni hakkı söyledi, hakkı ne ise o olsun buyurdu derler, binaenaleyh kâfirlere şefaat olmaz «وَلَا يَشْفَعُونَ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى» mısdakınca yalnız Allahın razı olduğu mü’minlere şefaat ederler.
28. وَمَآ اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَآفَّةً لِلنَّاسِ – Bu âyet de risaleti Muhammediyyenin Arab ve gayri Arab bütün insanlara kâffeten amm-ü şamil olduğuna delil olan âyetlerdendir. ٣١ وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذٖى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ الْقَوْلَ يَقُولُ الَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَآ اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنٖينَ ٣٢ قَالَ الَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوٓا اَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدٰى بَعْدَ اِذْ جَآءَ كُمْ بَلْ كُنْتُمْ مُجْرِمٖينَ ٣٣ وَقَالَ الَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَاْمُرُونَنَآ اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُٓ اَنْدَادًا وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ فٖٓى اَعْنَاقِ الَّذٖينَ كَفَرُوا هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَاكَانُوا يَعْمَلُونَ ٣٤ وَمَآ اَرْسَلْنَا فٖى قَرْيَةٍ مِنْ نَذٖيرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ اِنَّا بِمَآ اُرْسِلْتُمْ بِهٖ كَافِرُونَ ٣٥ وَقَالُوا نَحْنُ اَكْثَرُ اَمْوَالًا وَاَوْلَادًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبٖينَ ٣٦ قُلْ اِنَّ رَبّٖى يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَايَعْلَمُونَ
Meali Şerifi