Şûrâ Sûresi 21. Âyet
Mekke · Cüz 25 · Sayfa 485
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَـٰٓؤُاْ شَرَعُواْ لَهُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا لَمۡ يَأۡذَنۢ بِهِ ٱللَّهُۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةُ ٱلۡفَصۡلِ لَقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ ٢١
Yoksa onların, Allah’ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُا yoksa onlar için bir takım şerikler mi var. - Bu âyetin yukarıya üç vechile irtibatı vardır: bir kerre Âhırette nasîbi olmıyan ehli Dünyaya bir zecr-ü tahkır olmak üzere o bir âyetin sonuna teallûk eder. İkincisi Allahın izin vermediği şeyleri meşru’ kılmak için şeriat yapmağa kalkışmak Dünya harsi namına yapılan fenalıkların, şirklerin başında sayılmak lâzım geleceğini ıhtar eder. Üçüncüsü de ta yukarıdaki «شَرَعَ لَكُمْ مِنَ الدّٖينِ» âyeti mukabilinde müşriklerin cinayetlerine tearruz eyliyor. Ya’ni Allahın şer’ıne karşı gelmek için yoksa o müşriklerin o muasır kâfirlerin bir takım şerikleri Allaha ortak olmak için şirket akd etmiş küfür şerikleri Şeytanlar var ve istedikleri gibi teşri’ salâhıyyetini haiz bulunuyorlar da شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدّٖينِ مَا لَمْ يَاْذَنْ بِهِ اللّٰهُ dinden Allahın izin vermediği şeyleri onlara meşru’ mu kıldılar? - Meselâ müşriklik, müteaddid hükûmete tabiıyyet, Âhıreti inkâr, zulüm, nakzı ahd, teklifi mâlâ yutak gibi Allahın izin vermediği, meşru’ kılmadığı bir takım şeyleri teşri’ ediyorlar, diledikleri gibi din yapıyorlar öyle mi? Fakat Allahın meşru’ kılmadığını meşru’ kılacak hiç bir kuvvet yoktur. İnsanların teşri’deki mesaîsi Allah tealânın izni hududunu aşmamalıdır. وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ Ve eğer fasıl kelimesi olmasa idi aralarında huküm icra edilmiş bitirilmişti. - Fasıl kelimesi azâbın bir eceli müsemmâya te’hırine dair ezelde sebkeden kelime. Burada fasıl, huküm veya beyan veya tefrık ma’nâlarına olabilir. Tefrık ma’nâsında: mü’minlerle kâfirler beyninde «فَرٖيقٌ فِى الْجَنَّةِ وَفَرٖيقٌ فِى السَّعٖيرِ» hukmü veya müşriklerle taptıkları şeriklerin aralarının açılması, yâhud Dünya harsi hukmünün Âhıret harsi hukmünden ayrılması ma’nâları mülâhaza olunabilir. Maamafih aslı ma’nâ cezanın saatine te’hıri kazıyyesidir ki şununla
وَاِنَّ الظَّالِمٖينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ itmam ve beyan buyuruluyor. Ya’ni hak dinin muktezası Allah şeriatinin hukmü olan fasıl ve kaza ezelde vakt-ü saatine te’hır olunmakla icrasız kalmıyacaktır. Bütün zalimlere elîm bir azâb muhakkaktır. O fasıl günü gelecek