AyetSûreler

Kasas Sûresi 57. Âyet

Mekke · Cüz 20 · Sayfa 392

وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَلَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنࣰا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءࣲ رِّزۡقࣰا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ۝٥٧

Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkei Mükerreme’ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَقَالُوٓا اِنْ نَتَّبِعِ الْهُدٰى مَعَكَ bir taraftan da doğrusun amma dediler: biz o doğruya uyar, seninle beraber olursak نُتَخَطَّفْ مِنْ اَرْضِنَا derhal çarpılır: yerimizden ve yurdumuzdan oluruz -

HATF, yırtıcı kuşların av kapması gibi sür’atle çarpıp almağa denilir.

TEHATTUF da bu suretle çârpılmaktır. Hâris ibni Osman ibni Nevfel ibni Abdi Menaf Resuli ekrem

sallallahü aleyhi vesellem Hazretlerine gelmiş de demişti ki «biz biliyoruz sen şübhesiz hakk üzeresin ve lâkin korkuyoruz sana tabi’ olup da Araba muhalefet edersek biz bir yeyimlik başız bizi yerimizden çarpar kapışıverirler». Buna cevaben buyuruluyor ki:

اَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا ya biz onlara dârül’eman bir Haremi mekân kılmadık damı? «اَوَلَمْ» de «اوا» atıf, ma’tufu mahfuzdur. «اَلَمْ نَعْصِمْهُمْ وَ نَجْعَلْ مَكَانَهُمْ حَرَمًا اٰمِنًا» takdirindendir. Ya’ni biz onları koruyup da mekânlarını emniyyetli bir Harem kılmadık mı? Etrafında Arabın çarpışıp durduğu Beytin hurmetiyle muhterem ve içindekiler için dârül’eman bulunan bir Harem يُجْبٰٓى اِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَىْءٍ ona her şey’in semaratı toplanacak - ya’ni iyman edildiği takdirde hatf olunmak şöyle dursun emn-ü hurmet daha ziyade artacak ve şimdiki gibi mahdud bir cibayetle kalınmayıp ileride her taraftan her şey’in semeratı toplanıp ona sevkolunacak. رِزْقًا مِنْ لَدُنَّا ledünnümüzden bir rızk olmak üzere وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَايَعْلَمُونَ ve lâkin ekserîsi bilmezler - de Allahdan korkacakken başkalarından korkarlar, başkalarının hatfından değil, Allahın azâbından kurtulmak lâzım geldiğini ıhtar geldiğini ıhtar için buyuruluyor ki: