AyetSûreler

البلد

Beled Sûresi

90. sûre · Mekke · 20 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

BELED ٩ سُورَةُ الْبَلَدِ Elbeled sûresi temamen mekkîdir. Âyetleri - yirmidir. Fasılası - د ا ن ه harfleridir. Evvelki Sûre zamanın eşref saatlerine kasem ile başlamış, insanın refah veya darlıkla ibtilâsını, mal hırsı, mîrâs yiyiciliği, yetîme, fukaraya bakmamak gibi mezmum huyraliyle âkıbetinin acılığını zikr ettikten sonra nefsi mutmeinnenin ıydi ekber olan husni hâtimesiyle hıtam bulmuş olduğu gibi bu Sûrede mekânın en mübarek beldesine kasem ve onun fethine işaret ile başlayıp insanın meşakkatle yaratıldığını, mal sahibi olanlardan matlûb bulunan «فَكُّ رَقَبَةٍ اَوْ اِطْعَامٌ فٖى يَوْمٍ ذٖى مَسْغَبَةٍ» yüksek iki haslet ile nefsi mutmeinne için ıtmi’nan eseri ve yümün sebebi olan ba’zı hasletleri ve buna mukabil küfr-ü tekzibin şeâmetiyle sui âkıbetini hulâsa edecektir.

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ لَآ اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِ ٢ وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِ ٣ وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ٤ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖى كَبَدٍ ٥ اَيَحْسَبُ اَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ اَحَدٌ ٦ يَقُولُ اَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا ٧ اَيَحْسَبُ اَنْ لَمْ يَرَهُٓ اَحَدٌ ٨ اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ ٩ وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ١ وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ ١١ فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ ١٢ وَمَآ اَدْرٰيكَ مَا الْعَقَبَةُ ١٣ فَكُّ رَقَبَةٍ ١٤ اَوْ اِطْعَامٌ فٖى يَوْمٍ ذٖى مَسْغَبَةٍ ١٥ يَتٖيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ١٦ اَوْ مِسْكٖينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ١٧ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ ١٨ اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ١٩ وَالَّذٖينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ ٢ عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ

Meali Şerifi

1لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِAndolsun bu beldeye2وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِKi sen bu beldede oturmaktasın3وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَVe and olsun baba ve çocuğuna4لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍBiz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık5أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱİnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor6يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰا لُّبَدًاBen, yığın yığın mal yok ettim diyor7أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌKendisini bir gören olmadı mı sanıyor8أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِBiz ona iki göz vermedik mi9وَلِسَانࣰا وَشَفَتَيۡنِBir dil ve iki dudak10وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِOna iki yolu gösterdik11فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَFakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi12وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُBildin mi sen, o sarp yokuş nedir13فَكُّ رَقَبَةٍKöle azat etmek14أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲVeya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir15يَتِيمࣰا ذَا مَقۡرَبَةٍYakınlığı olan bir yetime16أَوۡ مِسۡكِينࣰا ذَا مَتۡرَبَةࣲVeya hiçbir şeyi olmayan yoksula17ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِSonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır18أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِİşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir19وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِÂyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler20عَلَيۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢOnların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır