Ahkâf Sûresi 29. Âyet
Mekke · Cüz 26 · Sayfa 506
وَإِذۡ صَرَفۡنَآ إِلَيۡكَ نَفَرࣰا مِّنَ ٱلۡجِنِّ يَسۡتَمِعُونَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓاْ أَنصِتُواْۖ فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوۡاْ إِلَىٰ قَوۡمِهِم مُّنذِرِينَ ٢٩
Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur’ân’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur’ân’ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler. Kur’ân’ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ صَرَفْنَآ اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ – Bu «اذ» yukarıdaki «اِذْ اَنْذَرَ قَوْمَهُ بِالْاَحْقَافِ» üzerine ma’tuf zannedile bilirse de değildir. «وَاذْكُرْ اِذْ صَرَفْنَا» Takdirinde «وَاذْكُرْ اَخَا عَادٍ» cümlesine ma’tuftur. Arabcada
NEFER kelimesi üçten ona ve ondan kırka kadar toplanmış bir cemaate ıtlak olunur.
CİN, İns mukabili gizli mahlûklar, (Sûrei «En’am» da «وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَاطٖينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ» âyetinde bu kelimenin iyzahına ve Sûrei «Cinn» e bak). Bu tezkirde mahza ıbret ve inzar için bir kaç rivâyette varid olduğuna göre bunlar Diyarbekir tarafından Nusaybîn Cinlerinden imiş, Ninovalı da denilmiştir. Fahrüddini Razî der ki: bu vakıanın keyfiyyetinde iki kavil vardır, evvelkisi: Saıd ibni Cübeyr demiştir ki: Cinler istima’ ederlerdi, vaktâki recm olundular, Semâda olan bu hâdise her halde Arzda bir şeyden dolayı hâdis olsa gerektir diye sebebini aramağa gittiler, o sırada Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Mekke ehalisinin kendisine icâbetlerinden me’yus olarak islâma da’vet için Taife çıkmıştı, Mekkeye dönmek üzere bulunduğu zamana tesadüf ediyordu. Batni nahıl nam vâdîde kalkmış sabah namazında Kur’an okuyordu, işte oraya Nusaybîn Cinlerinin eşrafından bir bölük Cin uğramıştı, çünkü İblis onları Semanın rücum ile korunmasını iycab eden sebebi öğrenmek üzere göndermişti, Kur’anı işittiler ve sebebin o olduğunu anladılar.
İkinci kavil: Allah tealâ Peygambere Cinleri de inzar edip da’vet etmeğe ve kendilerine Kur’an okumağa me’mur etmişti, onun için Allah tealâ ona Kur’an dinlemek ve kavımlarını inzar eylemek üzere bir takım Cinn göndermişti اه. Ebû Hayyan da Bahirde derki: Cinn kıssası iki kerre olmuştu, birisi Taiften avdetinde ki eshabı Siyerin zikrettikleri kıssa vechile onlardan ensar aramağa çıkmıştı. Vâdii nahlede namaz kılarken dinlediler, o bilmiyordu, sonra Allah tealâ onların dinlediklerini haber verdi, diğer bir kerre de Allah tealâ Peygambere Cinleri inzar eyleyip onlara Kur’an okumasını emir buyurmuştu, bunun üzerine ben Cinlere Kur’an okumağa me’mur edildim, arkamdan kim gelecek dedi, bunu üç kerre söyledi, Abdullah ibni Mes’uddan başkası ses çıkarmamış önlerine bakmışlardı. Abdullah ibni Mes’ud radıyallahü anh demiştir ki: Cin gecesi benden başka kimse hâzır olmadı, gittik Ta hacun şı’bine vardığımızda bana bir hat çizdi, ben gelinciye kadar bundan çıkma dedi, sonra Kur’an okumağa başladı, ben şiddetli bir şamata işittim, hattâ Resulullaha bir şey olmaktan korktum, onu bir çok karaltılar kapladı, onunla benim arama hâil oldu, hattâ sesini işitmez oldum, sonra bulut parçalanır gibi parçalandılar sonra bana: bir şey gördün mü? dedi, evet beyaz esvaba bürünmüş siyah adamlar gördüm dedim, işte onlar «Nusaybîn» Cinleri buyurdu اه. Taberî tefsirinde der ki: Allah tealânın «وَاِذْ صَرَفْنَآ اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ» buyurduğu Cin neferinin kaç aded olduğu hakkında ehli te’vil ıhtilâf etmişlerdir. Ba’zısı yedi nefer idi dedi: ezcümle İbni Abbastan Ikrime demiştir ki Nusaybîn ehalisinden yedi nefer idiler. Resulullah onları kavımlarına Resul yaptı, diğer bazıları da dokuz idi dediler. Ezcümle Zirr ibni Hubeyş demiştir ki: Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Batnı nahlede iken «فَلَمَّا حَضَرُوهُ» inzal buyuruldu, dokuz idiler birisi Zevbea idi: «فَلَمَّا حَضَرُوهُ» kavli, ya’ni Allahın Resulüne sarf buyurduğu Cin neferleri Peygamberin huzuruna vardıklarında demektir اه. Alûsî de şunları kaydetmiştir: «İbni Ebi Hatimin Mücahidden tahricine göre, yedi idiler: üçü Harrandan, dördü Nusaybînden, isimleri de: Hasâ, Mesâ, Şasır, Masır, Elerdevanyan, Serme, El’ahkam yâhud Elahkab idi, Taberânî Evsatta ve İbni Merduye, Cinnin Resulullaha iki kerre gönderildiğini nakleylemişlerdir. Şihabi Hafacî de - Kazıy haşiyesinde Sûrei Cinde - zikreylemiştir ki hadîsler cinnin gönderilmesi altı kerre vakı’ olduğuna delâlet eylemektir. Rivâyetlerde gerek aded ve gerek sâir hususta görülen ıhtilâf da bununla tevfık edilmiş olur. Netekim Ebû Nuaym tahric etmiştir ki ehli Nusaybînden dokuz nefer Batni nahleden gittiler, bunlar fulân ve fulân ve fulân vel’erdevanyan vel’ahkab kavımlarına münzir olarak vardılar, sonra da çıktılar, Resulullaha vefd «hey’eti murahhasa» olarak geldiler, üç yüz idiler. Hacune kadar geldiler, el’ahkab geldi, Resulullah sallallahü aleyhi veselleme selâm verdi: ve kavmımız likana nâil olmak üzere Hacunda hâzır bulunuyorlar dedi: Resulullah da Hacunda geceden bir saata va’d verdi اه. İbni ebî hatimde Ikrimeden: bu âyette onların Musıl cezîresinden on iki bin olduklarını tahric eylemiştir. Bu adedi Keşşafta da hikâye eder. Resulallahın onlara okuduğu Sûre «اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ» idi. Bununla beraber Bahirde İbni Ömer ve Cabir ibni Abdillah radıyallahü anhümadan nakletmiştir ki aleyhissalâtü vesselâm onlara «الرحمن» Sûresi okudu «فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ» dedikçe: hayır rabbımızın âyâtından hiç bir şey tekzib etmeyiz «رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ» derlerdi. Bir de Ebu Nuaym Delâilde Resulullaha cinnin gelişi, nübüvvetin on birinci senesinde olduğunu tahric eylemiştir. Bu kıssa hicretten üç sene evvel idi denilen de bu ma’nadadır اه.