AyetSûreler

Yûnus Sûresi 67. Âyet

Mekke · Cüz 11 · Sayfa 216

هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَسۡمَعُونَ ۝٦٧

O, öyle bir Allah’dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

هُوَ O - Allah celle celâlüh الَّذٖى o dur ki جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ sizin için geceyi yaptı - ya’ni muzlim karanlık yaptı لِتَسْكُنُوا فٖيهِ yaptı ki içinde sakin olasınız - zahmetlerini çektiğiniz hareketlerden feragat edib sükûn bulasınız müteharriklikten sükûnete geçesiniz, agyardan nazarı kesib vahdete çekilerek dinlenesiniz وَالنَّهَارَ مُبْصِرًا gündüzü de mubsır - ya’ni gösterici yapmıştır ki etrafınızı görüb hareket edesiniz, vazifelerinizi yapasınız, gecelerin istilâyi zulmetinde kuvayı hayatiyye için bir vesilei sükûn, zıyayi neharda ise bir vesilei intibah ve hareket vardır.

Hareket ve sükûn ise hâdisatı hayatiyyeden başka âlemdeki bütün hadisatı cismaniyyenin dahi asıl ve künhünü teşkil eden iki hadisei şamiledir ki ta’ban nur ve zulmet gibi birbirlerile ictima’ları nâkabil iki zıddı mütekabildirler. Ecsam, kendiliğinden ve sırf kendi tabiatlerile ne sükûndan harekete geçebilir ne de hareketten sükûna. İşte bu iki zıddı mütekabili yekdiğerine kalb ve tahvil ederek hadisatı âleme cereyan veren ve leyl-ü neharı bunlarla alâkadar ederek insanları kâh hissi sükûn ve kâh hissi hareket ile mütena’ım veya mütekallib kılan ancak Allahdır. Allah böyle bütün nur ve zulmetin ve bütün harekât ve sekenatın halık ve mutesarrıfıdır. Ve alel’umum insanlar leyl-ü neharda sükûn ve hareketten müteessir zamaniyyattan oldukları halde Allah zamanın da fevkında hâkimdir. Ve bütün zaman ve zamanniyyat, onun ca’l-ü tahsısıdır. اِنَّ فٖى ذٰلِكَ Muhakkak ki bunda - bu ca’lde, leyl-ü neharın bu sureti tahsısında bu nur-ü zulmet, bu sükûn-ü hareket, bu gösteriş ve göstermeyiş tahavvülâtında ve leyl-ü nehar içindeki vekayii zamaniyye ve tarihiyyede لَٰايَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ samiası olub dinliyecek olan bir kavm için elbette çok, pek çok âyetler vardır. - Ya’ni bütün mekân ve zaman aklî, naklî delâili tevhid ile doludur. Böyle iken zann-ü hayale tebeıyyet eden yalancılar