Yâsîn Sûresi 40. Âyet
Mekke · Cüz 23 · Sayfa 442
لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِي لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِۚ وَكُلࣱّ فِي فَلَكࣲ يَسۡبَحُونَ ٤٠
Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
لَاالشَّمْسُ يَنْبَغٖى لَهَآ اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ ne Güneş kendisine aya çatmak yaraşır وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ ne gündüz gecenin önüne geçer كُلٌّ فٖى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ hepsi birer felekte yüzerler. - Biri diğerine çarpmaz, vazifeleri o kadar güzel ve muntazam tevzi’ olunmuştur. «يَسْبَحُونَ» cemi’ sıgasiyle iyrad olunmakla külden murad, yalnız Şems-ü Kamerden her biri değil Bütün ecram olduğu anlatılmıştır. Bu cihetle hey’eti cedide düsturuna işaret eden bu âyetin bir nazîri sûrei Enbiyade geçmiş olduğu cihetle oraya bak.
Yalnız Şemsin yüzdüğü feleki nedir? Bu bir medar olduğuna göre onun da bir seyyare olması lâzım gelmiyor mu? diye sorulabilir. Gerçi mihveri etrafına da mahalli deveran ma’nâsına medar denebilirse de bundan zâhir olan Güneşin balâda zikrolunduğu üzere hadîsi şerifin gösterdiği vechile Arşın altında diğer bir müstekarre bir merkeze doğru hareket ettiğini ve binaenaleyh onun yüzdüğü felek de ona olan medar ve mahreki olduğunu kabul etmek ıktıza eder.