AyetSûreler

Yâsîn Sûresi 39. Âyet

Mekke · Cüz 23 · Sayfa 442

وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ ۝٣٩

Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَالْقَمَرَ Kamere gelince قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ ona menzil menzil mıkdar biçmişizdir. - O Güneş gibi istikrarlı bir surette cereyan etmez. Ona bir takım menziller ve her menzile göre bir mıkdar ta’yin etmişizdir. Seyyardır her gün bir menzile gelir, her menzile göre bir şekilde bir şekilde görünür. Arablar, menâzili kameri şunlarla saymışlardı: şertan, butayn, süreyya, deberan, hek’a, hen’a, zira’, nesre, tarf, cebhe, zübre, sarfe, avva, simâk, gafir, zubânâ, iklil, kalb, şevle, neâim, belde, sa’düzzâbih, sa’dübüla, sa’düssüud, sa’dul’ahbiye, fer’uddelvilmukaddem, fer’uddelvilmuahhar, reşa. Bunlardan her gece bir menzile konardı istikbale kadar günden güne nuru arta arta sonra da eksile eksile son menzilde - ki ictima’dan öncedir - iyice incelir, kavslenir حَتّٰى عَادَكَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ nihayet dönüp eski urcûn gibi olana kadar -

URCÛN, eğri salkım çöpü demektir. Bilhassa hurma salkımının dip çöpü ki eskisi, ya’ni geçen seneninki,

daha ince, daha eğri, daha renkli olur. Bu teşbih pek bedî’dir. Zannedildiği gibi hilâlın ilk ve son şeklini göstermekle kalmıyor, Kamerin o menazilde giderken arz etrafında bir ayda katettiği mahrekin bir mürtesemini de göstermiş oluyor. Eski denilmekle bu mahrek üzerinde Kamerin her menzildeki cirmi de tahyîl edilmiş bulunuyor ki eski hey’etçiler bu teşbihin letafetini idrâk edemezlerdi. Bu takdir o kadar güzel ve bu tevzii vezaif o kadar yerindedir ki