AyetSûreler

Tevbe Sûresi 3. Âyet

Medine · Cüz 10 · Sayfa 187

وَأَذَٰنࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوۡمَ ٱلۡحَجِّ ٱلۡأَكۡبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِيٓءࣱ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ وَرَسُولُهُۥۚ فَإِن تُبۡتُمۡ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّكُمۡ غَيۡرُ مُعۡجِزِي ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ۝٣

Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah’ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ ve haccı ekber günü Allah ve Resulünden bütün nâsa şöyle bir ezan -ya’ni mü’min veya gayrı mü’min, muahid veya gayrı muahid herkese bir iyzan her sınıf insanların kulaklarına sokulacak bervechi âtî bir ı’lân ve ı’lâmdır: اَنَّ اللّٰهَ بَرٖٓىءٌ مِنَ الْمُشْرِكٖينَ ki Allah müşriklerden kat’ıyyen berîdir. وَرَسُولُهُ Resulü dek ezalik müşriklerden berîdir. Ve bunun içindir ki bu sene müşriklerin bulunabileceği hacda bulunmamıştır.

Burada haccın ekber vasfiyle tavsıfinde bir kaç ma’nâ vardır:

1- Ömreye haccı esgar denildiği cihetle buna nazaran asıl hac, haccı ekber olur. Hudeybiyeden sonra hicretin yedinci senesi ömrei kazâ yapılmış idi. Sûrei «Bakare» de «وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلّٰهِ» bak. Bu suretle o gün haccı asgar günü olmuştu. Sekizinci sene fethi Mekke ile geçmiş ve islâmda ilk hac bu dokuzuncu sene başlamış idi ve şuhalde bu ma’nâ ile haccı ekber bundan böyle her sene var demektir. Çünkü haccı ekber günü demek asıl ma’nâsiyle hac günü demeğe müsavidir.

2- Bir hac amelini teşkil eden ef’alin en büyük kısmı demek olur ki bu da her sene ve her hacda vardır. Bunda ekberiyyet bir haccın diğer hacce veya diğer bir amele nisbeti değil ayni bir haccın eczası beynindeki nisbet i’tibariyledir. Gerçi bu zikri kül ve iradei cüz gibi bir mecazdır. Fakat bu ma’nânın âyetteki yevmi ta’yin noktai nazarından ehemmiyyeti mahsusası vardır.

3- Müslimîn ve müşrikînin toplandığı pek büyük bir tecemmü’ ile dari islâmda ilk ve bir kerre olarak yapılan ve bu beraeti i’lân ile de fevkal’âde bir azameti hâiz olan hac demek olur ki bunda işbu dokuzuncu ve Ebu Bekir imareti ile vaki’ olan hacci, ekberiyyeti mutlaka ile bir tahsıs vardır. Ya’ni bu suretle hac, ne bundan evvel olmuş ne de olacaktır. Fakat haccin bu ma’nâ ile ekberiyyeti biraz cayi nazar görülmüştür.

4- İslâmın ızzetini ve şirkin zilletini izhar eden hac demektir ki bu ma’nâ hacci evvele sadık olduğu gibi ertesi sene Resulullahın hacc ettiği Haccetül’vedaa da evleviyyetle sadıktır. Zira bu i’lânı beraetin asıl huküm o zaman zahir olmuş ve «اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ» mantukunca islâmın tecellii kemali asıl o gün olmuş ve «خُذُوا عَنّى مَنَاسَكَكُمْ» hadîsi şerifi mucebince menasiki hac asıl bunda takarrür eylemiştir. Filhakika haccı evvel dahi bervechi meşruh ba’zı hususıyyetine nazaran bînazır ise d eyine ekberiyyeti vücuhen nisbîdir. Çünkü bilfiil Resulullahın bulunmaması ve müşriklerin iştirak edebilmesi, uryan tavaf ve nesi gibi ba’zı âdatı şirkin henüz izale edilmemiş ve binaenalyeh beraetin daha tam tahakkuk etmemiş bulunması i’tibariyle noksandan hali değildir. Ve o halde onun bütün kıymeti Resulullahın haccine bir mukaddime olmasındadır. Ve şüphe yok ki bütün bunların tahakkuku i’tibariyle evvel ve ekberi mutlak olan hac, Resulullahın haccidir ve «هٰذَا يَوْمُ الْحَجّ اْلَاكْبَرِ» hadîsi şerifi de bunda zahirdir. Bununla beraber âyetin yalnız hacci Resule kasrı da zâhir değildir. Zira hıccetülveda’da bu i’lânın kendisi değil hukmünün tahakkukı tammı vaki’ olmuştur. Âyette mevzuı bahs ile i’lânın kendisidir. Bunun için tefsiri Taberî «İbni sirinin yevmülhaccıl’ekber ile murad, Resulullahın hacc ettiği ve ma’iyyetinde bir çok ümmetlerin de hacceylediği hıccetülveda’ senesidir.» Dediğini naklettikten sonra demiştir ki bu ma’nâ âyette «اذان حكمه يتقق يوم الحج الاكبر وهو عام حج رسول اللّه» gibi bir izmare muhtacdır اه. Binaenaleyh âyetteki hacci ekber mefhumu hacci Ebi Bekre munhasır olmayıb hacci ekber mefhumu hacci Ebi Bekre munhasır olmayıb hacci Resule kasretmek doğru değildir. Şu halde gelelim «يوم» mes’elesine: yevm, vakıt ma’nâsına da gelebilir ve binaenaleyh «يوم الحج» vakti hac demek olabilirse de âyetin zahiri bunun vakti hacdan bir gün olmasıdır. Hem bir gün ki dört ayı saymak için bir mebde i’tibar edilebilsin. Halbuki yalnız birinci, üçüncü ve dördüncü ma’nâlara nazaran hacci ekber günü demek hacci ekber vaktı demekten fazal bir şey ifade etmez. Bu ise seneye, aya muhtemil ve olsa olsa Arefeden Minâ günlerinin nihayetine kadar eyyamı haccın mecmuuna mahmul olabilir. Ve netekim ba’zı müfessirîm de buna kail olmuştur. İbni atıyye tefsirinde demiştir ki ehadisin tezahürüne göre Hazreti Ali bu âyetleri Arefe günü Hazreti Ebi Bekrin hutbesi akıbinde iyzan eylemiş, sonra da nasın hepsinin işitmediğini görmüş, Bayram günü de ta’kıb etmiş ve hattâ Hazreti Ebi Bekr, o gün Ebu hüreyre ve daha sair bir takım zevatı ona muavin olmak üzere göndermiş bunlar da Zilmecaz vesâir esvakı Arabde bu işi ta’kib eylemişlerdir. Ve buna nazaran Süfyan ibni Uyeynenin tereccuh ediyor ilh. Mücahidin de haccı ekber günü bütün Minâ günleri ve müşriklerin Zilmecaz ve Ukâz ve Micennede bulundukları sırada içlerinde «bu seneden sonra müşrikler müslimanlarla beraber hacc etmiyeceklerdir» «diye nidâ ettirilinciye kadar olan içtima’ zamanlarıdır» dediği menkuldür. Filhakıka Ebû Hüreyre radıyallahü anhin kendisinden de merviydir ki «Resulullah sallâllahü aleyhi vesellem Aliyi Berae ile müşriklere gönderdiği zaman ben de Ali ile beraberdim. Nidâ ediyordum hattâ sesim kısıldı ve şöyle emrolunmuştuk: bu seneden sonra bir müşrik, haccetmiyecek ve Beyti bir uryân, tavaf eylemiyecek ve Cennete ancak mü’min girecek, her kimin de Resulullah ile arasında bir ahid varsa dört aya kadar eceli vardır. Dört ay geçtikten sonra Allah, müşriklerden berîdir. Resulü de» demiştir. Fakat bu miyanda dört aya mebde’ olacak bir gün ı’tibar edilmesi lâzım gelir ki «يَوْمُ الْحَجّ اْلَاكْبَرِ» den en zâhir olan ma’nâ da bunun vakti hacdan tek bir gün olmasıdır. Bundan dolayıdır ki cumhurı müfessirîn bunu vakti hacc diye değil, eyyamı hacdan bir yevmi muayyen olarak göstermişlerdir ki bu da ancak haccı ekber ta’birinin ikinci ma’nâsını mülâhaza ile mümkin olur. Ve bu suretle bu gün hacci ekberin en büyük bir günü demek olacaktır. Bu ise ya Arefe veya ilk Bayram günü olabilecektir. «اَلْحَجُّ عَرَفَةٌ» hadîs-i şerifine bakınca bu gün Arefeden ıbaret gibi görünür. Ve bu hadîse binaen ba’zıları bunun Arefe günü olduğuna kail olmuşlardır ki nakledildiğine göre Hazreti Ömer, İbni Zübeyr, Ebû Cuhayfe, Tâvus, atâ, İbni Müseyyeb bu cümledendir. Lâkin sûrei «Bakare» de dahi iyzah olunduğu üzere «اَلْحَجُّ عَرَفَةٌ» olması Arefeye yetişemeyenin hacca yetişememiş olması ı’tibariyle olduğu zâhirdir. Bu ise haccin en büyük kısmı Arefede olmasını ıktiza etmez ve o gün hacc, tamam olmaz. Hacc ancak Bayram günü tamam olabilir. Tavaf, nahır, remiy ve tahlık, ef’ali filvaki’ aleyhıssalâtü vesselâmın hiccetülveda’da yevmi nahırde cemrelerin yanında durub «هٰذَا يَوْمُ الْحَجّ اْلَاكْبَرِ» buyurduğu da rivayet edilmiştir. Bu sebeble müfessirînin çoğu hacci ekber gününün Bayram günü olduğuna kaildirler. Ebû Musel’eş’arî, İbni ebi Evfâ, Mugıyre ibni Şu’- be, İbni Cübeyr, Ikrime, Şa’bî, Zührî, ibni Zeyd, Süddî bu cümledendir.»

Hulâsai kelâm Sûrenin evveli müşrikîne karşı muahedelerinin infisahiyle beraetin alel’ıtlak sübutunu ve bunun suret ve hukmünü ıhbar ve iycabının icrası lüzumunu iş’ardır. Ve işbu «وَاِذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهِ الخ» de herkese ı’lân ve ı’lâmın vücubunu ıhbar ve tarihini tesbit ile tahakkukunu te’kid ve bervechi âtî esbab ve netaicini iyzah eden bir beyannâmedir. Baştakı Beraet «اِلَى الَّذِينَ» diye henüz vasıl olmak üzere bulunan mutlak bir beraettir. Bu ikinci ise «بَرِىءٌ مِنَ الْمُشْرِكِينَ» diye «من» ile sılalanmış bilfi’il tahakkuka başlamış bir beraettir. Ve her ikisinde beraetin müteallakı müşrikler, ı’lânın müteallakı ise gerek kâfir, gerek mü’min umum nâstır. Ve balâdaki rivayattan anlaşıldığı üzere Hazreti Ali bu ı’lâna me’mur edilmiş, Arafattan ı’tibaren Minâ günlerinin nihayetine kadar o sene vakti hacda bu için de bayram günü mebde’ olmuştur. Bu vechile sûrenin başı vecîz ve açık bir nebz, bir kat’ı münasebet ültimatumu, bu âyetten ı’tibaren de esbabı mucibesiyle muvazzah bir ı’lânı harb beyannemesini muhtevidir. Şöyle ki:

Ey nâs hepinizin ma’lûmu olsun Allah, müşriklerden kat’ıyyen berîdir Resulü de فَاِنْ تُبْتُمْ binaenaleyh tevbe ederseniz فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ bu sizin için hayırdır وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ ve eğer yüz çevirirseniz -tevbeden sarfı nazar eder veya islâmdan ve ahde vefadan yüz çevirmekte ısrar eylerseniz وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوٓا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى اللّٰهِ iyi biliniz ki siz Allahı âciz bırakamazsınıza zâbından kaçıb kurtulamazsınız وَبَشِّرِ الَّذٖينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَلٖيمٍ ve ya Muhammed, öyle küfredenleri elîm bir azâb ile müjdele -nakzı ahd edenlere bervechi balâ dört aydan ziyade mühlet verme