AyetSûreler

Tekvîr Sûresi 7. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 586

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتۡ ۝٧

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında)

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ nüfus çiftlendiği vakıt -

NÜFUS, ma’lûm olduğu üzere nefsin cem’idir. Nefis de zat ve ruh ma’nalarına gelir. Netekim şurada şu

kadar nüfus var dediğimiz zaman şu kadar kişi veya şu kadar can var demek olur.

TEVZIC de, eşi eşe, dengi denge, emsal ve akranı birbirine zam ve ilhak edip bir yere getirmek, çatmak,

çiftleştirmek birleştirmek hasılı, tasnif veya tevhîd ma’nalarını ifade eder. Bunun tefsirinde başlıca iki rivayet vardır: birincisi, sûrei Saffatta «اُحْشُرُوا الَّذٖينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ» ve sûrei Vakı’ada «وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ» mazmunları üzere şu rivayetlerle iyzah olunmuştur: Buharîde: Hazreti Ömer «النفوس زوجت» ehli Cennet ve ehli nardan nazîri ile tezvic olunur» dedi, sonra okudu «اُحْشُرُوا الَّذٖينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ» İbni cerîr ve daha diğerlerinde: Nu’man ibni beşîr radıyallahü anh: demiştirki Ömer ibnil hattab radıyallahü anh hutbe okuyordu, dinledim «وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ اُولٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَ» dedi, sonra «وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ» dedi «اَزْوَاجٌ فِى الْجَنَّةِ وَاَزْوَاجٌ فِى النَّارِ» dedi. Yine Nu’man ibni Beşir merfuan Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vessellemden rivayet ederek demiştir ki: «وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ» durebadır, «كُلُّ رَجُلٍ مَعَ كُلِّ قَوْمٍ كَانُوا يَعْمَلُونَ عَمَلَهُ= her adam ameli gibi amel eden her kavm ile beraber» dedi. Zira Allah tealâ «وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ» buyuruyorki bunlar durebadır dedi اه.

DUREBA, sınıf ve şebih ma’nâsına darîbin cem’i olarak sunuf ve eşbah demektir. Ya’ni ezvacen

selâsede ezvac, efradı biribirine benziyen sınıf ma’nâsına zevcin cem’i olduğu gibi burada da tezvic o ma’nâdan tasnif demek olup «مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ» mazmunu üzere herkes amelde benzerleriyle, eyiler eyilerle, kötüler kötülerle dizilip haşr olunacağı vakıt demek olur. İbni Abbastan da: «وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ» nâs ezvaci selâse olduğu vakıt. Hasenden: her kişi şîasına ilhak olunduğu vakıt, Mücahidden: nâs içinde emsal biribirleriyle cem’olunduğu vakıt, Katâdeden: her insan kendi şîasına: Yehud Yehude, Nesâra Nesâraya ilhak edildiği vakıt. Rebî’ ibni Haysemden: herkes sahib ameliyle haşr olunur: kişi sahib ameliyle beraber gelir, diye merviydir ki bütün bunlarda nüfus, zevat: tezvic, hayr-ü şerr amelde nazîr nazîre cem u tasnif ma’nâsına olarak «يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْ فَمَنْ اُوتِىَ كِتَابَهُ بِيَمٖينِهٖ» mazmunu üzere insanların hayr ü şerr amelde metbu’ları ve biribirlerine benzerleri ile sınıf sınıf, fevc fevc mahşere da’vet olunup mahkemei kübrada eshabı yemîn, eshabı şimal ferîkun filcenne ve ferîkun fisseıyr tefrık olunmak üzere ba’s-ü tasnif olundukları vakıt demek olur ki bunda Sûrei «قٓ» da geçen «وَجَآءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَآئِقٌ وَشَهٖيدٌ» mazmunu: dostun dost ile, hasmın hasm ile yan yana ve mütekabilen mevkıfte duruş ve seçilişleri mazmunu da dahil olur. «اُزْوَاجٌ فِى الْجَنَّةِ وَاَزْوَاجٌ فِى النَّارِ» ta’birinden ba’zıları mü’minlerin Cennette zevceleri ve hurîler ile tezvicleri ve kâfirlerin Cehennemde Şeytanlarla çatılmaları ma’nasını da anlamak istemişlerse de «وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْ» den anlaşıldığına göre bu henüz Cennet ve Cehenneme girilmeden önceki tasnif ve tefrikı anlattığı için «اَزْوَاجٌ فِى الْجَنَّةِ» Cennete girecek sınıflar, «اَزْوَاجٌ فِى النَّارِ» Cehenneme girecek sınıflar demek olması daha doğrudur. İkincisi; Ikrime, Dahhâk ve Şa’bîden rivayet olunduğu üzere nüfus, ervah ma’nâsına olarak ervahın ecsada iade olunup birleştirildiği vakıt diye tefsîr olunmuştur ki bu da nefhai sâniye ile neş’eti uhrada ba’s vaktı demek olur. Demek ki bu iki tefsirin ikisine göre de «وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ» Kıyametin ikinci safhası demek olan ba’s ahvalini natıktır. Ve rivayet i’tibariyle evvelki daha kuvvetli ve ma’nâ i’tibariyle de daha şümullüdür. Bunun bilhassa tarafeyni mahkemei kübraya ıhzar ma’nâsında suâl ve hisab ile alâkadar olduğu da şununla anlatılıyor:

8 - Suâli mev’üde