AyetSûreler

Tegâbün Sûresi 14. Âyet

Medine · Cüz 28 · Sayfa 557

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجِكُمۡ وَأَوۡلَٰدِكُمۡ عَدُوࣰّا لَّكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُمۡۚ وَإِن تَعۡفُواْ وَتَصۡفَحُواْ وَتَغۡفِرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ ۝١٤

Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلَادِكُمْ – Cem’ıyyette dahilî salahın en mühim mebde’lerinden biri de aile salâhı olmak ve aile umuru ehemmiyyetli bir gaile bulunmak hasebiyle burada mü’minlere salih amelleri beyan sırasında aile gailesine tealluk eden bazı ta’limatı havi bir hıtab ile Sûreye hıtam verilecektir ki bu hatabe hem evvelki iki Sûrenin âhirindeki «يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا» hıtabeleriyle mütenazır, hem de bundan sonraki iki Sûreye bir temhîddir. Tirmizî ve Hâkim ve İbni Cerîr ve daha ba’zıları İbni Abbastan şöyle rivayet etmişlerdirki: bu âyet «يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ الخ» ehli Mekkeden bir takımları hakkında Nâzil olmuştu ki Müsliman olmuşlar ve -Medîneye- Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerine gitmek istemişlerdi. Zevceleri ve evladları da onları bırakmak istememişlerdi, sonra kalkıp Resulullaha geldiklerinde nasın dinde fıkıh ve intibah kesbetmiş olduklarını görünce zevcelerine ve evladlarına ukubet etmeği kurdular, bunun üzerine Allah tealâ bu âyeti indirdi. Diğer bir rivayette: bir adam hicret etmek ister, karısı ve çocuğu mani’ olurdu, o da «Eğer Allah tealâ sizinle beni Darülhicrede cem’ederse vallahi şöyle şöyle, yapacağım diye yemin ederdi, bu âyet nâzil oldu. Atâ ibni ebî rebahdan rivayet olunduğuna göre de avf ibni maliki eşceî Peygamberin maiyyetinde gazâya gitmek istemişti, ehl-ü evlâdı toplanıp alıkoymaya uğraşdılar ve biz senin ayrılığına dayanamayız diye sızlandılar, o da rikkate gelib gazâya gitmemiş, sonra da nedamet etmişti, bu âyet nâzil oldu, demek ki sebebi nüzûl müteaddiddir. Bunların cem’inde münafat yoktur. Âyetin sıyak ve mazmunu bunlara ve emsaline mutabık olduğu gibi daha çok şumulludur.

EZVAC, zevcin cem’idirki erkeğe de dişiye de ıtlak olunur. Burada hıtab zâhiren zükûre olduğuna

nazaren ezvacdan murad ba onların çiftleri olan zevceler demek olur. Ancak «يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا» gibi hıtabı zükûr, tagliben kadınlara da şamil olmak kaidesine nazaran ezvac da mütekabilen zevc ve zevceye mütehammildir. Evvelki surette ise bu ma’na işareten veya delâleten anlaşılır. Buyurluyorki: ezvacınızdan, ya’ni çiftlerinizden ve evlâdınızdan عَدُوًّا لَكُمْ size bir düşman vardır. - Zevce ve evlâd mecmuu olan ailelerinizin hepsi değil ise de içlerinden ba’zısı; ba’zı kadın, ba’zı evlâd veya ba’zı kadınla ba’zı evlâddan mürekkeb bir takımı, size bilerek veya bilmeyerek bir nevi’ düşmandır. Alemde kocalarına adavet eden, canına bile kıymağa kadar giden, yemeğine zehirler katan aklını ifsad eden, malına, ırzına, namusuna hıyanet eyliyen, dinini diyanetini selbeden, Cehenneme sürükleyen nice kadınlar ve öyle evlâdlar buluna gelmiştir. Bunu bile bile kasden yapanlar olduğu gibi bir takımları ve belki bir çokları da bilmiyerek ve kötü bir maksad beslemiyerek kocalarını veya babalarını zararlara mihnetlere, kederlere, gailelere düşürür ve böylelikle bir takım hayır işlerine, ıbadetlerine mani’ olur. Evlâd hakkında bu ikinci cihet, ikinci âyette fitne ta’biriyle ifade edilmiş olmasına nazaran burada daha ziyade kasdî olan adavet mütebadir görünür ise de orada zikredilmemiş olan ezvaca burada da o ma’nâ mülâhaza olunarak mutlak olan adavetin ıtlâkı üzere kasdî ve gayri kasdîye muhtemil olması iki âyet arasında bir ıhtıbâk san’ati ifade edeceği cihetle daha beliğdir. Ailede böyle kasdî veya gayri kasdî adavet, zevce ve evlâd tarafından olabildiği gibi mütekabilen zevc tarfından da olabilir. Zevcelerine hıyanet eden nice erkekler de vardır. Ancak hıtabın zâhiri erkeklere olmak ı’tibarile o cihet tasrih olunmayıp zımnî olarak işaret veya delâlete bırakılmıştır. Bunun da sebebi şudur: «اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ وَبِمَآ اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْ» mucebince infak ve idare ve terbiyesini deruhde etmiş reisi olmaları hasebiyle hıtab evvel emirde onlara tevcih edilmiş hem de bilhassa iyman sıfatiyle nida olunmuş olduğu cihetle âkıl, bâliğ, mükellef bir mü’min olarak hıtab edilmiş bir âile reisinin âilesine adaveti ve ahlâksızlığı, erkeğin, akıl ve iyman hasletleriyle mütenasib olmıyacağı ve onlara ancak o gibi hususatta müteyekkız olarak öyle mahzurlardan hazeretmek ve afv-ü safh-u semahat gibi ahlâkı fadıle ile onları idare eylemek yaraşacağı vuzuh ile anlatılmak için bu cihet tasrih olunup mukabili terk veya ızmar edilmiştir. Ya’ni hakikî bir mü’mini kâmil için öyle bir ahlâksızlık tasavvur bile olunmamak gerektir. Ve o halde mü’minlerin zevcelerine ve evlâdlarına yaraşan da onlara düşman değil, cidden yar-u şefîk olmak, o iyman şı’ar ü terbiyesini kesbeylemektir. Halen ve kalen nümune olarak bunu telkin ve idare etmek vazife ve mes’uliyyeti ise evvel emirde erkeklere müteveccih ve kadınlar akıldan ziyade hissiyata tabi’ bulunmakla nida ve hıtab erkeklere tevcih olunmuştur. Binaenaleyh meâlin hasılı şu olur: ey o bütün iyman eden ve aile üzerinde kavvam olması ıktızâ eyleyen erkekler, sizlerin erkekliğiniz, aklınız, iymanınız ve mucebince salâh fikriniz size muzaf olan âilenize düşmanlık etmeğe müsaade etmemek iycab ederse de zevceleriniz ve evlâdınız içinden akıl veya dinde noksanlıkları hasebiyle sizlere düşman olan, başınıza gaile çıkarmak istiyen ba’zıları da bulunabileceği muhakkaktır. فَاحْذَرُوهُمْ o halde o düşmanlardan hazer ediniz - onlara dikkat edip mahzurlarından sakınınız - şerlerinden, gailelerinden emin olup da kendinizi onlara kaptırmayınız. Bundan dolayı zevceyi intihab ederken dış güzelliğine, malına, şununa bununa kapılıvermeyip her şeyden evvel dinini, ebedini, ıffetini, ahlâkını aramalı. Netekim bir hadîsi nebevîde de «اِيَّاكُمْ وَخَضْرَاءَ الدَّمَنِ= çöplükte biten yeşillikten sakınınız» buyurulmuştur. Sonrada aile hukukuna riayet ve onların dinî terbiyelerine dikkat ve onlar yüzünden gelmesi melhuz olan dünyevî ve uhrevî zararlardan sakınmalı, gelişi güzel bırakıvermeyip teyekkuz ve intibah üzere bulunmalı, sevgi ve alâka sevdasiyle şımartmamalıdır. Bununla beraber sakınacağız diye tazyık edip de sıkmamalı, her kusurlarına aldırmamalıdır. وَاِنْ تَعْفُوا ve eğer afvederseniz - yani afvetmek hakkınız olup sizin tarafınızdan afvı kabil bulunan suçlarını afvederseniz ki bunlar size karşı vakı olup gayrın hakkı teallûk etmiyen dünya umuruna müteallık veya dine dair olup da tevbe ettikleri suçlardır. Afveder وَتَصْفَحُوا ve safh ile muamele eder, yüzlerine vurmaz, başlarına kakmaz وَتَغْفِرُوا ve ayıblarını eksikliklerini örter. Semahat gösterirseniz فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌرَحٖيمٌ şübhe yok ki Allah da gafur rahîmdir. - O da sizin günahlarınızı rahmetiyle mağfiret buyurur.