AyetSûreler

Târık Sûresi 11. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 591

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ ۝١١

Andolsun o dönüşlü göğe

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ ve o arzı zati sad’a kasem olsun ki - recı’, irca’ veya rucu’ ma’nâlarına müteaddi de lâzım da olduğuna göre: Semai zatirrecı’, rec’i bulunan Semâ: dönümlü Semâ veya döndürümlü Semâ demek olabilir. Bundan ilk zihne çarpan ma’nâ Semânın kendisinde veya mühtevi olduğu ecram ve ecsamda ve hâdisatta tekerrür eden devrî harekât ve tehavvülâtın hepsine şâmil olan rücu’ veya irca’dır. Kazıy beyzavi gibi ba’zıları bundan Semânın her dervesinde hareket ettiği mevzıa rücuu ma’nasına olabileceğini söylemiş ise de Bizzat Semânın kendisi, felekleri hareket ettiğine dair bir delil ma’lûm olmadığı ve eflâkin harekâtı hakkındaki eski hey’et nazariyyeleri sâbit görülmediği cihetle menkul tefsirlerde bu rec’ı Semânın kendisine nazaran değil, içindekilerin devr-ü tehavvülâtına nazaran tefsir etmişlerdir ki dönüp duran veya döndürülüp duran Semâ demek olur. İbni Zeydden menkul olan Semâ, ma’ruf Semâdır. Rec’ı da Şems-ü Kamerin ve kevakibin halden hale ve menzileden menzileye rücu’udur. İbni Abbastan merviy olan da yağmurlu bulut «سَحَابٌ فِيهِ الْمَطَرُ» diye tefsirdir. Hansanın: يوم الوداع ترى دموعا جارية كالرجع فى المدجنة السارية Veda’ günü öyle akan göz yaşları görürsün ki geceleyin gelip kaplıyan ve mütemadiyen yağdıran kara buluttaki rec’a: ya’ni yağan mütevalî yağmura benzer demek olan beytinde, kezalik bir kılıç vasf eden Hüzelînin:

ابيض كالرجع رسوب اذا ما ناح فى محتفل يختلى Beytinde geldiği vechile Arabcada rec’ın yağmur ve su ma’nâsına isti’mali müteareftir. Zeccac ve sair eimmei lügatin beyanına göre rec’ın yağmura ıtlakı vaz’î bir ism olarak değil, mecazdır. Ve bu mecazın hüsnünde bir kaç vecih söylemişlerdir. -1) Terciı savtten me’huzdur ki sesi tekrar tekrar iade ve hurufu vasl etmektir. Yağmurda tekrar tekrar dönüp yağdığı için recı denilmiştir. - 2) Rücuuna tefe’ulen söylenmiştir. - 3) Her sene dönüp rızk getirdiği içindir. - 4) Bir de denilmiştir ki bulutların yerdeki deniz ve sair sulardan çıkan su buharından husule gelmesi dolayısiyle gûya Semânın Arzdan aldığı suyu yine geriye irca’ ve iade etmiş olması mulâhaza edilmiştir. Bu surette mercu’ ma’nâsına olarak iade edilmiş, döndürülmüş demektir. Kamusta mezkûr olduğuna göre göle ve suyun anafor yaptığı su durağı yere ve menfeat ve fâideye ve beharda biten nebata dahi ıtlak olunur. Bundan dolayı ekser müfessirîn burada rec’ı yağmur diye tefsîr etmişlerdir. Bu surette Semâi ma’ruf ma’nâsına olabileceği gibi Mücahidden merviy olduğu üzere bulut ma’nâsına olmak da muhtemildir. Şu halde meali: döndürüp döndürüp yağmur yağdıran Semâ. Yâhud dönüp dönüp yağan bulut demek olur. Rec’ın böyle yağmur ve su ile tefsîri hılkati insanda zikri geçen mâi dâfık mes’elesine nazaran bir nevi müraati nazîr san’ati ifade etmiş olur. Hasenden rivayette de yağmur ve rızk, çünkü her sene döner rızk getirir, denilmiştir ki bunda su, nebat ve fâide ma’nalarına şümul vardır. Bir de rec’ı «ıbadın amelleriyle rucu’ ettiklerinden dolayı Melâike» diye tefsîr etmişlerdir ki Semâdan zemine inip çıkan ve bilcümle hâdisati deverâniyye ile eserleri görülen kuvayi melekûtiyye diye mülâhaza etmek de muvafık olur. Maamafih hangisi olursa olsun kelâmın asıl siyakı yukarıki «اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِهٖ لَقَادِرٌ» hukmünce yevme tüblesserâirde irca’ ve iadeyi te’yid ve isbat ile alâkadar olduğundan dolayı hepsinde de irca’ ve iade mefhumu melhuz olmak ıktiza eder. En meşhur olan yağmur ma’nâsına olduğuna göre dahi bu irca’ mefhumu ile hılkatteki iade kanununa işaret maksud olduğunda şübhe edilmemek lâzım gelir onun için gerek ecramın devirleri, tulu’ ve gurubları rüzgârın bulutların cereyanları gibi kütlevî ve gerek zıya ve zulmet ve hararet ve bürudet ve rütubet ve yübuset teakubâtı gibi gayri kütlevî bütün harekât ve tehavvülâtı, ve kevn-ü fesaddan sonra iadeyi ifade eden mûtlak irca’ mefhumiyle bütün bu tefsîrlere şâmil semavî bir fiıl ve te’sir ma’nası kasd edilmekle hepsi tevfık edilmiş ve bu ıhtilâflar kesilmiş olur.

Arzı zatı sad’a gelince: SADI’, şakk-u infıtar gibi çatlak demek olduğu cihetle bunda da iki üç vecih söylenmiştir: BİRİNCİSİ: «ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقّاً فَاَنْبَتْنَا فٖيهَا حَبّاً وَعِنَبًا» ilh mazmunu üzere Arzın nebat için çatlayışına işarettirki bu münasebetle mecazen nebatata da sadı’ ıtlak olunur.

İKİNCİSİ: umumiyyetle Arzda bulunan ve gerek hars, gerek sair sebeble husule gelen çatlaklar, yarıklar, harklar, handaklar, vâdîler ve yolcuların çiğneyip iz yaptığı yollar gibi herhangi bir çatlaklığa işaret olmasıdır.

ÜÇÜNCÜSÜ de bilhassa kubûre işaret olmasıdırki insanın meratibi hılkatinde mevt ile ba’s-ü nüşur

arasında berzah olmak i’tibariyle rahimi mâder menzilesindedir. Hem defin, hem de nüşur için insıda’ eder. Bu üç ma’nanın üçünde de Arzın sad’ı, çatlayışı üzerinde icra olunan te’sirata bir infi’al ve mutaveat ma’nası ifade etmekte birleşir, o halde Semanın rec’ı yukarıdan gelen fiıl ve tesiri, Arzın sad’ı da aşağıda bulunan kabiliyyet ve mutaveatı ifade etmek birleşir, o halde Semanın rec’ı yukarıdan gelen fiıl ve tesiri, Arzın sad’ı da aşağıda bulunan kabiliyyet ve mutaveatı ifade etmek i’tibariyle Sema ve Arz rec’ u sed’ında biri diğerini deraguş ederek telkıh eden zevceyn mesabesinde olup bunlar arasından tevellüd etmiş olan insanın yine bunlar arasından, sulb-ü terâib arasından çıkar gibi çıkarak Allaha rücu’ etmek üzere âlemi Âhırete gideceğine ve bütün bunlar Allah tealânın halk-u hıfzıyle nezareti ve sun’u kudreti tahtinda cereyan etmekte bulunduğuna tenbih ve irşad olunmuş olur. Bundan dolayı Sofiyyeden ba’zıları Semavata âbâ ve arzıyyata ümmehat ta’bir etmişlerdir. Bahusus rec’i yağmur, sed’ı nebat diye mülâhaza ettiğimiz takdirde mâi dâfıkın bezre demek olan arzı inbat için telkıhı kabilinden olup asıl hılkati hayatın mahza fi’li ilâhî olduğuna bir iyma dahi yapılmış olur. «سُبْحَانَ الَّذٖى خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا» Hasılı ne tarafından bakılırsa bakılsın yukarıdan icrayı te’sir eden bir irca’, bir döndürüş ve çeviriş tecelliyatı, aşağıda bir çatlayış bir te’essür ve mutaveatle kevn-ü fesada kabiliyyet tezahüratı bulunduğu muhakkaktır.

İşte sizin arasında bulunduğunuz o döndürüşlü Semaya ve o çatlayışlı Arza kasem olsun