AyetSûreler

الشمس

Şems Sûresi

91. sûre · Mekke · 15 âyet

Sûre hakkında · Elmalılı

ŞEMS ٩١ سُورَةُ الشَّمْسِ Veşşemsi Sûresi ki Sûrei Şems dahi denilir, hılâfsız Mekkîdir. Âyetleri - On beştir. Mekkîde on altıdır ki «فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا» da bir âyet sayılmıştır. Fasılası - ا harfidir. On beş «ها» zamîri redîftir. Fasıla harfleri onların üstündeki eliflerdir. Mekkîde birisi «فَعَقَرُوهَا» nın vavı demek olur. Evvelki sûrede necdeye hidayet zikredilmiş, Ashabı meymene ve Ashabı meş’eme tefrık olunup sonu Ashabı meş’emeye, Âhıret azâbı vaîdiyle bitirilmişti. Bu sûrede de necdeyne hidayetin ma’nasına «فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَا» ile bir tefsîr ve iki fırkaya «قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا» diye bir fezleke yapılmış ve bir Dünya azâbı misaliyle hıtam verilmiştir. Şöyle ki:

بِسْ مِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖي مِ ١ وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا ٢ وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَا ٣ وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَا ٤ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَا ٥ وَالسَّمَآءِ وَمَا بَنٰيهَا ٦ وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَا ٧ وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَا ٨ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَا ٩ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا ١ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ١١ كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَا ١٢ اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَا ١٣ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا ١٤ فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَا ١٥ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا

Meali Şerifi

1وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَاGüneş’e ve onun parıltısına2وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَاGüneş’in ardından gelen Ay’a3وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَاGüneş’i açıp ortaya çıkaran gündüze4وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَاOnu örten geceye5وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَاGöğe ve onu bina edene6وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَاYere ve onu döşeyene7وَنَفۡسࣲ وَمَا سَوَّىٰهَاNefse ve onu biçimlendirene8فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَاSonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki9قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَاElbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur10وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَاOnu kirletip gömen de ziyan etmiştir11كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآSemud, azgınlığıyla Hakk’ı yalanladı12إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَاEn azgınları ileri atılınca13فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَاAllah’ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah’ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti14فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَاFakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti15وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَاÖyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya