AyetSûreler

Rûm Sûresi 17. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 406

فَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ حِينَ تُمۡسُونَ وَحِينَ تُصۡبِحُونَ ۝١٧

O halde akşama girdiğiniz zaman da, sabaha girdiğiniz zaman da tesbih Allah’ındır. (daima O, tesbih edilir)

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَسُبْحَانَ اللّٰهِ o

halde tesbih Allaha - mâdemki ilerisi öyledir: o saat gelip çatacaktır. O gün o ye’s-ü ihzardan kurtulup bir ravzada neş’elene bilmek için şimdi Allaha tesbih ediniz - her şey değiştiği halde kendisi zeval ve noksandan arî, tegayyür-ü tehavvülden münezzeh, vechi ehadiyyetiyle bâkıy sübhan olan Allahı zül’celâli şirk ve noksan şaibelerinden tenzih ediniz.

TENZİH, ya yalnız kalb ile olur: cezmen ı’tikad. Veya onunla beraber dil ile olur: zikri hissî, yâhud

bunlarla beraber bir de erkân ve ef’ali mahsusa ile olur ki ameli salihtir. Evvelkisi asıl, ikincisi onun semeresi, üçüncüsü de ikincinin semeresidir. Çünkü insan, kalbinden bir şeye ı’tikad edince o dilinden zâhir olur. Söylediği zaman da sıdkı, ahval ve ef’alinden belli olur. Lisan, kalbin tercümanı, amel de lisanın bürhanıdır. Erkânın efdâli ise hem lisan ile zikri, hem kalb ile niyyeti tezammun eden namazdır. Onun için namaz hem zikirdir, hem bir tenzih ve tesbihtir. Binaenaleyh tesbih denilince her nev’ine şamil olursa da mutlak kemaline masruf olacağına göre en evvel namaza mahmul olur. Onun için burada beş vakıt namaz saatleri telhıs olunmuştur ki zamanın Âhırete doğru akışını gösteren en mühim inkılâb lâhzalarını ta’kıb eden bereketli saatleridir. Evvelâ makam, makamı inzar olmak ı’tibariyle geceye doğru حٖينَ تُمْسُونَ o zaman ki akşamlarsınız - bu iki vakta şamildir. Birisi Güneşin gurubunu ta’kıb eden mağrib (ışai evvel) ya’ni ilk akşam vaktı ki şafak denilen kızıllık veya beyazlık gaib olana kadar, ikincisi şafakın gaib olmasını ta’kıb eden ışai ahîre, ya’ni yatsu vaktı fecre kadar. Üçüncüsü وَحٖينَ تُصْبِحُونَ ve o zaman ki sabahlarsınız - fecri sadıktan, ya’ni tan yeri ağardıktan Güneş doğana kadar. O ne güzel zaman ve ne güzel ni’met.