AyetSûreler

Rahmân Sûresi 24. Âyet

Medine · Cüz 27 · Sayfa 532

وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِي ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَٰمِ ۝٢٤

Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِى الْبَحْرِ hem onundur o denizde inşa olunmuş akıp gidenler - Cevarî, akıcı ma’nasına cariyenin cem’idir ki gemiler demektir.

MÜNŞEÂT, iki ma’na ile tefsir olunmuştur. Birincisi ma’lûm olduğu üzere inşa olunmuşlar demektir ki

inşasının ehemmiyyetini ve Allahın bir ni’meti olduğunu ve insanlar tarafından inşa edilmiş olması «وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ» mısdakınca Allahın olmalarına mani’ olmadığını anlatır. İkincisi yelkenleri açılmış ma’nasına da tefsir edilmiştir. Çünkü inşa, refetmek, yukarı kaldırmak ma’nasına da geldiği cihetle münşeât merfuat demek olur ki gemiler hakkında bu vasıf yelken açmış veya bayrak açmış demek olabilir. Şu teşbihde buna da bir îma vardır: كَالْاَعْلَامِ Alemler gibi, ya’ni dağlar gibi - burada alem dağ ma’nasına olmakla beraber bayrak ve alâmet ma’nasını da îma edebilir. Evet, inşa olunup da denizde akıp giden ve o inci ve mercan gibi nice menafii taşıyan o dağlar gibi gemiler de Allahın ni’metlerindendir. Maamafih cevarilmünşeat vasfı, Sema deryasında yüzüp duran bütün ecramı ulviyyenin Allah Tealânın kudreti alâiminden olarak denizde akar gemiler gibi akıp gitmekte bulunduklarını dahi ifadeye müsaiddir. Bu suretle gelecek âyete bir girizgâh da olmuş olur. Şöyleki: ٢٦ كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ٢٧ وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ ٢٨ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٢٩ يَسْئَلُهُ مَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فٖى شَاْنٍ ٣ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣١ سَنَفْرُغُ لَكُمْ اَيُّهَا الثَّقَلَانِ ٣٢ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٣ يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لَاتَنْفُذُونَ اِلَّابِسُلْطَانٍ ٣٤ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٥ يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ ٣٦ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٧ فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ ٣٨ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٣٩ فَيَوْمَئِذٍ لَايُسْئَلُ عَنْ ذَنْبِهٖٓ اِنْسٌ وَلَا جَآنٌّ ٤ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤١ يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسٖيمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصٖى وَالْاَقْدَامِ ٤٢ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ٤٣ هٰذِهٖ جَهَنَّمُ الَّتٖى يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ ٤٤ يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمٖيمٍ اٰنٍ ٤٥ فَبِاَىِّ اٰلَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ

Meali Şerifi