AyetSûreler

Nûr Sûresi 48. Âyet

Medine · Cüz 18 · Sayfa 356

وَإِذَا دُعُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحۡكُمَ بَيۡنَهُمۡ إِذَا فَرِيقࣱ مِّنۡهُم مُّعۡرِضُونَ ۝٤٨

Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, bakarsın ki, içlerinden birkısmı yüz çevirip dönerler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 47–54. âyetleri birlikte ele alır.

47. وَمَآ اُولٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِنٖينَ Ve onlar mü’min değillerdir. - Ya’ni iyman lâftan ıbaret değildir. Yalnız dilden Allaha ve Resulüne iyman ettim demekle hakıkaten mü’min, müsliman olunuvermez. Onunla beraber samîmi kalben inanmalı ve sadakatle sebat etmeli ve asârı fi’liyyesiyle isbat ve te’yid eylemelidir. Bunu isbat edecek delillerden birisi de hakkına razı olmak ve bir ıhtilâf halinde Allah ve Resulünün hukmüne da’vet edildiği zaman icabet ve itaat eylemektir. Halbuki Allah ve Resulüne iyman ettik müslimanız diyenler içinde öyleleri olur ki iymanı yalnız dilindedir. Bunlar mü’min değil, münafıktır. Haklarına razı olmazlar bir kısmı sözünde durmaz dönüverir.

Bir kısmı da sözde dönmese bile her hangi bir niza’da Allah ve Resulünün da’vet edildikleri zaman ı’raz eder, kaçınır. 49. وَاِنْ يَكُنْ لَهُمُ الْحَقُّ ve eğer hak kendilerinin olursa - aleyhlerine değil, lehlerine ise يَاْتُوٓا اِلَيْهِ مُذْعِنٖينَ ona-ya’ni Resulullahın hukmüne-gönülden inkıyad ve ı’timad ederek gelirler. -Zira Resulullahın hukm-ü hukûmetinin hakkaniyyetinde şübhe etmezler. Netekim Bişr namında ki münafık, bir Yehudî ile arazı hakkında niza’ etmişti. Münafık haksızdı, onun için Yehudî onu Resulullaha muhakemeye gidelim diye Allahın hukmüne da’vet etti, çünkü onun haksızlığa meydan vermiyeceğini biliyordu. Münafık ise Yehudîlerin Haham başı Kâ’b ibni Eşrefe gidelim dedi, çünkü hakka razı olmuyor, dalavere ile haksız bir huküm alacağını ümid ediyordu.

Rivayet olunduğuna göre bu âyetlerin sebebi nüzulü bu oldu. Ki son zamalarda islâm hey’eti ictimaıyyesini ifsad eden de öyle nifakların meydan almasıdır. Bu neden oluyor? 50. اَفٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ kalblerinde bir maraz mı var? -Küfür ve zulme meyleden ruhanî bir maraz, bir vicdan bozukluğu mu var? اَمِ ارْتَابُوٓا اَمْ يَخَافُونَ اَنْ يَحٖيفَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُ yoksa Allahın ve Resulünün onlara yazık edeceğinden işkillendiler veya korkuyorlar mı? بَلْ hayır-ne öyle bir irtiyabları var, ne de korkuları, Allah ve Resulünün hukmü, mahzı hakk-u adâlettir ve öyle olduğunu bilirler, fakat اُولٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ onlar kendileridir ki sırf zalimlerdir. -Hukuka tecavüz etmek istiyen haksızlardır. Binaenaleyh sebebi imtina’ birinci şıktır, ya’ni kalblerindeki maraz, vicdanlarındaki bozukluktur. Ki Bu da hidayetsizliktendir.

51. اِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنٖينَ اِذَا دُعُوٓا اِلَى اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ yoksa beyinlerinde hukmetmek için Allaha ve R esulüne da’vet olundukları zaman mü’minlerin sözü ancak اَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا semi’na ve ata’na demek idi-ya’ni dinledik ve itaat ettik baş üstüne diye hemen da’vete icabet etmekti وَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ve işte ancak bunlardır ki o felâh bulanlardır. -Murada irenlerindir. 52. وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ ve her kim Allah ve Resulüne itaat eder-ya’ni yalnız mahkeme işinde değil, her hususta Allahın kitabına ve Resulünün sünnetine ittiba’ eyler وَيَخْشَ اللّٰهَ ve Allahdan korkar-ısyandan sakınır وَيَتَّقْهِ ve ona sığınır, korunursa فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْفَآئِزُونَ işte ancak bunlar o faizîndir. -Fevz bulacak, felâh meydanında gayei merâma irecek, ebedî saadetin kusvasına nail olacak olanlardır.

Lâkin o münafıklar, o kalbleri bozuk haksızlar, böyle ıtaat etmedikten başka 53. وَاَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْ bir de en ağır yemînleriyle Allaha kasem ettiler-yeminin en ağırı Allaha yemindir لَئِنْ اَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ eğer sen kat’î emredersen çıkarlarmış-darb-ü diyarlarından çıkıp giderlermiş, gûya o derece itaatkâr imişler قُلْ لَا تُقْسِمُوا kasem, yemîn etmeyiniz, de طَاعَةٌ مَعْرُوفَةٌ ma’ruf bir taat-ya’ni taatîniz belli, mahiyyeti ma’lûm, binaenaleyh yalan yere yemîn ile münafıkane bir taat değil, zulme, münkere itaat de değil, adalet dairesinde halisâne bir taattir. اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ şübhe yok ki Allah, her ne yapıyorsanız habîrdir. -Bütün esrarınıza vâkıftır. Binaenaleyh ona karşı yalandan hiylekârlıktan, taatsızlıktan sakınınız. Ey Resuli hak 54. قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُواالرَّسُولَ de ki Allaha itaat ediniz. Resule de itaat ediniz, -ya’ni Peygambere itaat de bilhassa ilâhîdir, ona itaat edilmedikçe Allaha itaat edilmiş olmaz. Binaenaleyh kitabullaha temessük bir vecîbe olduğu gibi Peygamberin sünnetine temessük de bilhassa vecîbedir. فَاِنْ تَوَلَّوْا yine kafa bükerlerse-ya’ni o haksızlar yine aldırmazlarsa فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ artık onun üzerine ancak ona tahmil olunandır. -Ya’ni Peygambere aid olan vazife ancak ona yükletilen tebliğ yüküdür. وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ sizin üzerinize de size tahmil olunandır. -Ki itaat vazıyfesidir. Burada tahmil ta’bir olunmasa itaatsızlar ne kadar çoğalırsa Peygamberin ve mü’minlerin vazıyfesi de o nisbette zorlaştığına işarettir. وَاِنْ تُطٖيعُوهُ ve eğer siz ona itaat ederseniz-ya’ni Peygambere itaat eder de tahmil olunan vazıyfenizi yaparsanız تَهْتَدُوا hidayete irersiniz-hakka mazher olursunuz وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبٖينُ Resulün vazıyfesi de ancak belâği mübîndir. -Tebliği beliğtır. Ki o, onu iyfa etti, size de itaat vazifesi kaldı. Şimdi müslimanlar, bu tebliği mübîn ile şu va’di ilâhîye dikkat etmelidir ki mühimdir: ٥٥ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دٖينَهُمُ الَّذِى ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْنًا يَعْبُدُونَنٖى لَا يُشْرِكُونَ بٖى شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ ٥٦ وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ٥٧ لَا تَحْسَبَنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا مُعْجِزٖينَ فِى الْاَرْضِ وَمَاْوٰيهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصٖيرُ

Meali Şerifi