Nûr Sûresi 47. Âyet
Medine · Cüz 18 · Sayfa 356
وَيَقُولُونَ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلرَّسُولِ وَأَطَعۡنَا ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقࣱ مِّنۡهُم مِّنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَۚ وَمَآ أُوْلَـٰٓئِكَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٤٧
Bir de "Allah’a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mümin değillerdir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَمَآ اُولٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِنٖينَ Ve onlar mü’min değillerdir. - Ya’ni iyman lâftan ıbaret değildir. Yalnız dilden Allaha ve Resulüne iyman ettim demekle hakıkaten mü’min, müsliman olunuvermez. Onunla beraber samîmi kalben inanmalı ve sadakatle sebat etmeli ve asârı fi’liyyesiyle isbat ve te’yid eylemelidir. Bunu isbat edecek delillerden birisi de hakkına razı olmak ve bir ıhtilâf halinde Allah ve Resulünün hukmüne da’vet edildiği zaman icabet ve itaat eylemektir. Halbuki Allah ve Resulüne iyman ettik müslimanız diyenler içinde öyleleri olur ki iymanı yalnız dilindedir. Bunlar mü’min değil, münafıktır. Haklarına razı olmazlar bir kısmı sözünde durmaz dönüverir.
Bir kısmı da sözde dönmese bile her hangi bir niza’da Allah ve Resulünün da’vet edildikleri zaman ı’raz eder, kaçınır.