Neml Sûresi 39. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 380
قَالَ عِفۡرِيتࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَۖ وَإِنِّي عَلَيۡهِ لَقَوِيٌّ أَمِينࣱ ٣٩
Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
قَالَ عِفْرٖيتٌ مِنَ الْجِنِّ Cinlerden bir ıfrît, dedi - Râgıbın Müfredatında: ıfrît «هُوَ الْعَارِمُ الْخَبِيثُ» ya’ni habîs çetin demektir. Şeytan gibi insana da istiare olunur ıfrît nifrit denilir. İbni Kuteybe demiştir ki: ıfrît, müves’sekulhalk, ya’ni hılkati kuvvetli demektir. Aslı, toprak demek olan «afer» dendir. Âfere, güreşti yere yıktı demektir.» اه. Âkâmülmercan Fi ahkâmilcann» da Ebu Amr ibni Abdülmerrden naklen der ki: lisana âlim olan ehli kelâm Cinni meratib üzere zikrederler. Halıs Cinni zikrettikleri vakıt «cinnî» derler. İnsanlarla beraber sakin olanını kasd ettikleri «âmir» cem’inde «ummar» derler. Sıbyana arız olana ise ervah derler. Habîsleşip çetinleşirsee Şeytan, derler اه. Demek ki ıfrît, şerr-ü habasette dehâ ve şeytanette ileri gitmiş, tuttuğunu devirir, kuvvetli, becerikli ele avuca girmez bir kerata demektir. Öyle insana da ıtlak edildiği için âyette «Cinden» diye beyan edilmiştir. اَنَا اٰتٖيكَ بِهٖ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ Ben onu (o tahtı) sen makamından kalkmadan evvel sana getiririm - her gün makamında sabahdan öğleye kadar oturur idiği rivayet olunuyor. وَاِنّٖى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ اَمٖينٌ ve muhakkak ben buna karşı her halde kavîyim, emînim - ya’ni kolay getiririm hem de hiç bir hıyanet etmem, tebdil-ü tagyir etmeden hiç bir şey zayi’ etmeksizin getiririm diye te’kidlerle te’minatta bulundu.