Nahl Sûresi 107. Âyet
Mekke · Cüz 14 · Sayfa 279
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا عَلَى ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ ١٠٧
Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 106–109. âyetleri birlikte ele alır.
106. مَنْ كَفَرَ بِاللّٰهِ مِنْ بَعْدِ اٖيمَانِهٖٓ Her kim iymanından sonra Allaha küfrederse - ya’ni kelimei küfr tefevvüh eder, küfrolan sözü söylerse اِلَّا مَنْ اُكْرِهَ وَقَلْبُهُ مُطْمَئِنٌّ بِالْاٖيمَانِ kalbi iyman ile mutmeinn olduğu halde ikrah olunan değil - ya’ni canını veya a’zasından bir uzvunu itlâftan korkulur bir emr ile ikrah edilmek suretile değil وَلٰكِنْ مَنْ شَرَحَ بِالْكُفْرِ صَدْرًا ve lâkin küfre sinesini açan - küfür hoşuna giden, ya’ni ikrah olunmadığı halde rızasiyle kelimei söyliyen veya ikrah olunduğu zaman kalbini bozup da küfre i’tikad ediveren kimseler فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِنَ اللّٰهِ bunlar üzerine Allahdan bir gadab - ya’ni künhü ta’rif olunmaz büyük bir gadab وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ ve bir de bunlara azîm bir azâb vardır. - Çünkü cürümleri en büyük cürümdür.
Rivayet olunur ki Kureyş ammarı ve babası Yasiri ve anası Sümeyyeyi irtidada ikrah ettiler, imtina’ eylediler. Bunun üzerine Sümeyyeyi birer ayağından iki devenin arasına bağladılar ve: sen erkekler için müsliman oldun, diyerek bir harbe ile önünde deştiler. Develere sürükletip parçalatarak öldürdüler, arkasından Yasiri de öldürdüler ve islâmda ilk maktul bu ikisi oldular « » anasını babasını bu halde gören Ammar ise ikrah olunanı lisanen söyleyiverdi. Bunun üzerine: ya Resulullah, denildi Ammar küfretmiş. Resulallah sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki: hayır Ammar, baştan ayağa iyman dolmuş, iyman onun etine kanına karışmıştır. Derken Ammar ağlıyarak Resulullaha geldi, Resulullah da gözlerini silmeğe başladı ve buyurdu ki: nen var, tekrar ederlerse sen de dediğini tekrar et». Birde Müseylimetül’kezzab iki kişiyi tutmuştu. Birisine: Muhammed hakkında ne dersin? Dedi, Resulullah dedi. Benim hakkımda ne dersin? Dedi, sen de dedi. Binaenaleyh bunu bırakıverdi, o birine Muhammed hakkında ne dersin? dedi. Resulullaha dedi. Benim hakkımda ne dersin dedi. Dilsizim cevabı verdi. Üç def’a terar etti, o yine aynı cevabı verdi, binaenaleyh bunu katleyledi. Resulullah haber alınca buyurdu ki: evvelkisi Allahın ruhsatını tuttu, ikincisi hakkı ızhar etti. اه. Demek ki böyle ikrahı mülci halinde yalnız lisaniyle kelimei küfrü telâffuz etmek câizdir, fakat bu ruhsattır ve âyetten anlaşıldığı üzere kalbi iyman ile mutmeinn olmak şartıyle bir ruhsattır. Fâkat ızharı hak ve ı’zazi din için helâki göze alıp da ictinab etmek azimettir. Ve bu hususta azimet ile amel efdaldir. ١١ ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوٓا اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ ١١١ يَوْمَ تَاْتٖى كُلُّ نَفْسٍ تُجَادِلُ عَنْ نَفْسِهَا وَتُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ وَهُمْ لَايُظْلَمُونَ ١١٢ وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَاْتٖيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ ١١٣ وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ ١١٤ فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًا وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ ١١٥ اِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزٖيرِ وَمَآ اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِهٖ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
Meali Şerifi