AyetSûreler

Nahl Sûresi 101. Âyet

Mekke · Cüz 14 · Sayfa 278

وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةࣰ مَّكَانَ ءَايَةࣲ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ ۝١٠١

Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاِذَا بَدَّلْنَآ الخ – Bir âyetin yerine diğer bir âyetin bedel getirilmesi nesıhtır. Evvelki mensuh sonraki nâsıh olur. Kâfirler nesıh mes’elesini nübüvveti Muhammediyye hakkında bir şüphe gibi ileri sürmek istemişlerdi ki zamanımızda da hâlâ bunu ta’kıb eden kâfirler çoktur. Bu onlara cevabdır. Ya’ni bir âyeti neshedip yerine diğer bir âyeti bedel getirdiğimiz vakıt وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ ki Allah, ne indirdiğini, indireceğini bilir. - Onun nesh-u tebdili hâşâ cehilden değil, ilm-ü hikmetindendir. Evvelkisi de, sonraki de hikmeti ilâhiyyenin ve maslahati ıbadın muktezasına göre nâzil olur. Bir vakit için maslahat olan diğer bir vakit için mefsedet olabilir, Bunun aksi de vardır. Zira devaı, muhteliftir. Şeriatler ise meaş-ü meadde ıbadullahın masalihile mütenasibtir. Halbuki Allah teala, şeriati Muhammediyyeyi Kıyamete kadar muhtelif zamanların masalihine hâkim olmak için inzal buyurmuştur.

Allah tealâ, ne indirdiğini ve indireceğini bilib dururken bir âyeti tebdil ettiği zaman قَالُوٓا اِنَّمَآ اَنْتَ مُفْتَرٍ sen, Peygamber değil, bir müfterisin dediler -bu Kur’anı kendin uyduruyorsun da Allaha iftira ediyorsun. Bu Allah kelâmı olsa idi tebdil olunur mu idi? demeğe kalkıştılar. Rivayet olunduğuna göre: evvelâ şiddetli bir âyet sonra da ondan yumuşak bir âyet nâzil oldumu Kureyş kâfirleri derlerdi ki «Muhammed, eshabı ile eğleniyor, bu gün bir şey emrediyor, yarın da ondan nehyediyor. Her halde bunları o kendiliğinden uyduruyor da Allaha iftira ediyor». بَلْ hayır اَكْثَرُهُمْ لَايَعْلَمُونَ onların ekserîsi bilmez -içlerinde bilen ve bildiği halde ınad ve istikbar edenler dahi varsa da ekserîsinin ılim şanından değildir, ve Kur’anın hakikatini ve nesh-u tebdilin faide ve hikmetini bilmezler.