AyetSûreler

Mü'minûn Sûresi 17. Âyet

Mekke · Cüz 18 · Sayfa 342

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ ۝١٧

Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَبْعَ طَرَآئِقَ Yedi tarika - TARAIK «طَرِيقَة» nin cem’ıdir. Bunun tesirinde bir kaç vecih söylenmiştir: 1-Tarîka, kat ma’nâsına gelir. Netekim «طَارَقْتُ الثَّوْبَ» denilir ki birbiri üstüne kat kat elbise giydim demektir. Bu surette «seb’a taraık» yedi kat demek olur. Ve «سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًا» mefhumunu ifade eder.

2-Tarıyk gibi yol demektir. O halde «seb’a taraık» yedi yol demek olur. Ba’zıları yıldızların yolları olmak hasebiyle Semavâta taraık ıtlak edildiğini söylemiş. Lâkin bu surette murad «كُلٌّ فٖى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ» mantukunca ecramın yüzdükleri eflâk ve medarat olmuş olur ki bu ise yediden ıbret değil çoktur. Binaenaleyh evlâ olan diğer bir çoklarının ıhtiyar ettiği vechile Melâikenin urucda yolları olmak ı’tibariyle Semavâta taraık ıtlak edilmiş olmasıdır ki mer’î olan Sema bunların ancak birisidir.

3-Tarikat, ta’biri âharle sistem ma’nasıdır ki son zamanlarda lisanımızda manzume veya meslek diye de terceme edilmemiştir. Netekim hey’eti şemsiyye demek olan «sistem soler» manzumei şemsiyye veya mesleki şemsî diye ma’ruf olmuştur. Bu surette «seb’a taraık»yedi hey’et demek olur ki hey’eti şemsiyye bunların birincisidir.

Görülüyor ki bu üç ma’nanın üçünde de «seb’a taraık» seb’a semavât demeğe raci’ oluyor. Bizce bu vecihlerin en güzeli Malâikenin uruc yolları olmak i’tibariyle yedi yol ma’nâsına olmasıdır. Âyetin âhiri de bu yedi yolun ılmine alâkasını iş’ar etmektedir. Bu karîne ile biz, yedi sema denilen bu yedi tarıktan insanları bunlar havassı hamse ile akıl ve vahiy yollarıdır. Zira buyuruluyor ki: وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلٖينَ ve biz, halktan gafil değiliz-ya’ni Hâlık tealâ, ne yaptığını bilmez ve yaptığından haberi olmaz bir tabiat değildir. Ne yarattığını ve yaratacağını agâhtır. Hiç birini ihmal etmez, hepsini gözetir, hepsinin umurunu tedbir eder. Tevbekârların tevbesini, yalvaranların duasını duyar, Yerin Gökün, dirinin ölünün her hal-ü tavırda içiyle dışıyle bütün hususıyyatını bilir. Binaenaleyh ölenleri nasıl ba’s edeceğini de bilir. Fahrüddini Razînin de ıhtar ettiği vechile bu âyetin bir çok mesaile delâleti vardır. Ezcümle: 1-Sanim vücuduna ve iradesine delâlet eder. Çünkü hılkatin tehavvülâtı ve ecsamın bir sıfattan zıddı bir saıfta inkılâbâtı bir muhavvil ve mugayyirin vücuduna ve eserdeki tenevvüat, müessirin irade ve ıhtıyarına delildir.

2-Tabiat da’vasının fesadına delâlet eder. Çünkü tabiat, müessir olsa idi bir kararda bekası vacib olur ve bu tegayyürât-ü tehavvülât husule gelemezdi, buna karşı bu tehavvülât, tabiatın kendisinde vakı’ olan tegayyürattan oluyor denemez, çünkü böyle demek tabiatin bir hâlık ve mucide ihtiyacını ıkrar etmektedir.

3-Hâlıkı müdebbirin ılmini ve kudretini nâtıktır. Filvaki’ âcizin bir şey yapması muhal olduğu cihetle ılimli, şuurlu asarın cahilden suduruna imkân olmadığı gibi bu kadar ef’ali acîbe ve asarı bedîa da cehalet eseri olamaz.

4-Kudret ve ılmin şumulü de ba’sin ve haşr-ü neşrin imkânını iş’ar eder. 6-Hâlıkın halkından gafil olmaması mahlûkat miyanında mevzuı bahs olan insanların hayatı maddiyyelerine aid erzak ve havayicin tedbir ve tesviyesinden maada irsali rusül ve inzâli kütüb gibi hidayet ve irşadlarına ve hayatı ma’neviyyelerine aid olan ihtiyacatın da tedbir-ü tesviyesini ifade eder. Ve bu suretle burada nübüvvet ve risalet mes’elesinin de esasını bir isbat vardır. Ve filvaki’ bunu müteakıb su ve sudan neş’et eden nebatât ve hayvanât gibi hılkî olan niam ve menafiı maddiyyenin başlıcalarına işaret ve bunun ucunda insanların sa’y-ü kesbiyle yaradılmış olan gemi ni’meti ıhtar olunduktan sonra risalete müteallık kıssalar tafsıyl olunacaktır. Binaenaleyh sevkı kelâm şu olur: ahsenülhâlikîn olan ve insanı halk eden biz azîmüşşan, halk ettiğimiz mahlûkattan gafil olmadığımız cihetle fevkınızda yedi yol halk ettik