Mü'min Sûresi 7. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 467
ٱلَّذِينَ يَحۡمِلُونَ ٱلۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْۖ رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَيۡءࣲ رَّحۡمَةࣰ وَعِلۡمࣰا فَٱغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُواْ وَٱتَّبَعُواْ سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ٧
Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O’na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَلَّذٖينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ Arşı hamil olanlar - Arş hakkında «آية الكرسى» ve sûrei A’rafta «ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ» âyetine bak. Hamelei Arş, büyük Meleklerdir ki «elhâkka» da «وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ» Kıyamet günü sekiz oldukları musarrahtır. Ba’zı asarda bu gün dahi sekiz olduğu rivayet edilmiş ise de ba’zıları bu gün dört olup Kıyamet günü diğer dört Melek ile te’yid olunarak sekiz olacaklarına kail olmuşlardır ki Muhyîddini arabî de böyle der.
وَمَنْ حَوْلَهُ Ve etrafındakiler - «حَآفّٖينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ» buyurulduğu üzere Arşın etrafını donatan Melekler ki bunlar çok pek çoktur, adedlerini ancak Allah bilir. Hamelei Arş ile bunlara «Kerubiyyun» derler ki kâfın fethi ranın zammı ve tahfifiyle «kerubî» nin cem’idir. Teşdid hatadır. Lâkin öyle şayi’ de olmuştur.
KERUB, kurb ma’nâsına kerbden fauldür. Allaha en yakın olan Melekler demek olur. Onun için ba’zıları
Kerubiyyun yalnız hamelei Arştır demişler, İbni sina da Melâike risalesinde şöyle demiştir: Melâikei kerubiyyun tihi a’lâ arasatının âmirleri zümre zümre mevkıfı ekremde vakıflar, manzarı ebhaya nazırdırlar ki bunlar Melâikei mukarrebun ve ervahı müberrundur. Amma Melâike âmilûn hamalei Arş ve Kürsî ve Semavatın âmirleridirler اه. İşte bütün bunlar tesbih ve tahmid ile rablarına iyman etmişler ve mü’minler için öyle istiğfar ve dua ederler. ١ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللّٰهِ اَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ اَنْفُسَكُمْ اِذْ تُدْعَوْنَ اِلَى الْاٖيمَانِ فَتَكْفُرُونَ ١١ قَالُوا رَبَّنَآ اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَبٖيلٍ ١٢ ذٰلِكُمْ بِاَنَّهُٓ اِذَا دُعِىَ اللّٰهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْ وَاِنْ يُشْرَكْ بِهٖ تُؤْمِنُوا فَالْحُكْمُ لِلّٰهِ الْعَلِىِّ الْكَبٖيرِ ١٣ هُوَ الَّذٖى يُرٖيكُمْ اٰيَاتِهٖ وَيُنَزِّلُ لَكُمْ مِنَ السَّمَآءِ رِزْقًا وَمَا يَتَذَكَّرُ اِلَّا مَنْ يُنٖيبُ ١٤ فَادْعُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ١٥ رَفٖيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِى الرُّوحَ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهٖ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ ١٦ يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَ لَايَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ١٧ اَلْيَوْمَ تُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ لَاظُلْمَ الْيَوْمَ اِنَّ اللّٰهَ سَرٖيعُ الْحِسَابِ ١٨ وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمٖينَ مَا لِلظَّالِمٖينَ مِنْ حَمٖيمٍ وَلَا شَفٖيعٍ يُطَاعُ ١٩ يَعْلَمُ خَآئِنَةَ الْاَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى الصُّدُورُ ٢ وَاللّٰهُ يَقْضٖى بِالْحَقِّ وَالَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهٖ لَايَقْضُونَ بِشَىْءٍ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
Meali Şerifi