AyetSûreler

Kehf Sûresi 25. Âyet

Mekke · Cüz 15 · Sayfa 296

وَلَبِثُواْ فِي كَهۡفِهِمۡ ثَلَٰثَ مِاْئَةࣲ سِنِينَ وَٱزۡدَادُواْ تِسۡعࣰا ۝٢٥

Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَبِثُوا فٖى كَهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِنٖينَ onlar mağaralarında üç yüz sene durdular وَازْدَادُوا تِسْعًا dokuz da fazla - denilmiş ki senei Şemsiyye üç yüz, dokuz fazlası da senei Kameriyye hisabiledir. Ba’zı müfessirîn bu müddetin beyanı ilâhî olduğuna kail olmuş, ba’zıları İbni mes’uddan merviy olduğu üzere «وقالوا» takdirile adedde ıhtilâf edenlerin sözünü hikâye olduğunu söylemiş ve diğer ba’zıları da tâ yokarıda «قَالَ الَّذٖينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ» deki «قال» nin mekulüne ma’tuf olarak mescid yapalım diyenlerin sözü olmasını tercih etmişlerdir. Maamafih bunun böyle kıssadan ayrı olarak sureti mahsusada zikri bize yeni bir ma’nâ telkın etmektedir. «واو» istinafiyye ve «لبثوا» zamiri Eshabı Kehfin hızbi demek olan ve mescid yapalım diyen «الَّذٖينَ غَلَبُوا» ya racı’ olmak suretiyle bunu şöyle anlıyabiliriz: «emre galebe eden ve mağaraya mescid yapan Eshabı Kehif hızbi o galebeye irinciye kadar mağaralarında, ıhtifagâhlarında üç yüz dokuz sene durdular.» Filvakı’ Nesârânın müşrik Romalılara galebe ile meydana çıkmaları Miylâdın dördüncü asrı bidayetlerinde vakı’ olduğuna göre o zamana kadar üç yüz küsür sene durmuşlar demektir. Bu suretle üç yüz dokuz bu müddeti tashıhan beyan olur. Ve işte onlar galebe edinciye kadar, üç yüz dokuz sene gizli durdukları halde risaleti Muhammediyye ile dini islâmın bundan çok az bir müddet zarfında ve daha seri’ ve daha güzel bir surette galebeye muvaffak olacağı va’dolunmuş ve filhakıka hicretten ı’tibaren bu zuhur ve galebe başlamıştır.

Bunların durdukları bu üç yüz dokuz sene müddet hakkında daha çok veya daha azdır diye ıhtilâf edecek olurlarsa 26. قُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَالَبِثُوا ne kadar durduklarına, de: Allah a’lemdir. - Netekim Eshabı Kehif kendileri de «رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ» demişlerdi. Çünkü لَهُ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ Semavât ve Arzın gaybi onundur. اَبْصِرْ بِهٖ وَاَسْمِعْ onun görmesi de işitmesi de şayanı hayrettir مَالَهُمْ مِنْ دُونِهٖ مِنْ وَلِىٍّ onların Allahdan başka veliysi yoktur. - Ya’ni Eshabı Kehif «اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا» diyenlerden değildir. وَلَا يُشْرِكُ فٖى حُكْمِهٖٓ اَحَدًا böyledi. ٢٧ وَاتْلُ مَآ اُوحِىَ اِلَيْكَ مِنْ كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهٖ وَلَنْ تَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًا ٢٨ وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِىِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰيهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا ٢٩ وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَآءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَآءَ فَلْيَكْفُرْ اِنَّآ اَعْتَدْنَا لِلظَّالِمٖينَ نَارًا اَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَاِنْ يَسْتَغٖيثُوا يُغَاثُوا بِمَآءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِى الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا ٣ اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اِنَّا لَا نُضٖيعُ اَجْرَ مَنْ اَحْسَنَ عَمَلًا ٣١ اُولٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فٖيهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِئٖينَ فٖيهَا عَلَى الْاَرَآئِكِ نِعْمَ الثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا Meali Şerifi