İsrâ Sûresi 60. Âyet
Mekke · Cüz 15 · Sayfa 288
وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِيٓ أَرَيۡنَٰكَ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَٰنࣰا كَبِيرࣰا ٦٠
Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur’ân’da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِ Hani hatırlarsın â biz sana demiştik ki hiç şüphe yok ki rabbın nası ihata etmiştir. - Ya’ni ılmiyle muhîttir. «وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ» Buyurulduğu üzere hepsinin içini dışını, önünü sonunu tamamen bilir. Binaenaleyh istedikleri âyetler gönderildiği takdirde evvelkiler gibi bunların dahi tekzib edecekleri onun ma’lûmudur. Kezalik kudretiyle de muhîttir. Her insana tairini ilzam eden odur. Bir de onların tekzib edecekleri şundan istidlâl ile de anlaşılır: baksan â:
وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّتٖىٓ اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ Sana göstermiş olduğumuz o ru’yayı o gece görüşüne o nas için bir fitne, bir imtihandan başka bir şey kılmadık - ru’yayı ba’zıları Sûrei Fetihde gelecek olan Fethi Mekke ru’yası, ba’zıları da Bedirde Sanadidi müşrikînden her birinin yıkılacakları mevki’leri gösteren Bedr ru’yası demişlerdir. Fakat bu âyet mekkî olduğu cihetle Medinede olan o ru’yalarla te’vili müvafık olamaz. Sahihi cumhurun beyanı vechile bu irac ve Ru’ya sûrenin başında geçen isra âyetindeki «لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا» ru’yetine işaret olmasıdır. Zira orada tafsıl edildiği vechile bu harika üzerine o müşrikler iyman etmek şöyle dursun iyman edenlerden ba’zılarının bile irtidadi gibi büyük bir fitne olmuştu burada ru’ya tabir edildiğinden doylayı miracın menamda cereyan eden bir ru’ya olduğunu zannedenler olmuşsa da bu da doğru değildir. Çünkü uykudaki ru’yada şuraya buraya gitmek, Semavâta çıkmak her keste vaki’ olabilir. Ve bedihîdir ki böyle bir ru’ya gördüğünü söyleyen kimseye karşı inkâr ile hücum da edilmez. Eğer mi’rac menamda bir ru’yadan ıbaret olsa idi onun bir fitne yapılmasının ma’nâsı olmazdı. Doğrusu ru’ya esasen büşrâ vezninde masdardır. Urfte uyku halinde görülenlere isim olmuş ise de esas ı’tibariyle ma’nâsı ruyettir, görmek demektir. Bu âyette de bu ma’nâyi aslî üzere varid olmuştur. Ancak burada buna ru’yet denilmeyip de ru’ya ıtlak olunmasının nüktesini düşünmek lâzım gelir. Bunda üç vecih vardır. Evvelâ bu ru’yet geceleyin vakı, olmuş bir ru’yettir. Saniyen bu anlatıldığı zaman müşrikler sen bir ru’ya görmüşsün demişler. Salisen Mi’rac hadîslerinde görüldüğü üzere o ru’yetler miyanında ru’yadaki gibi misalî olarak gösterilmiş kısım da var idi. Meselâ Cennet-ü Cehennemi ıyanen görürken içlerinde bütün ehli Cennet ve ehli nârı da görmüş idi. Halbuki bunların bir çoğu henüz Dünyaya bile gelmemiş olduklarından bunların kablel’vuku’ sureti misaliyyleriyle görülmüş oldukları anlaşılır. İmdi hâsılı ma’nâ şu olur: İsrâ gecesi sana hakıkaten bizim gösterdiğimiz o Mi’rac görüşü âyetlerimizden bir âyeti kübrâ olduğu halde biz onu inadına âyet taleb etmekte olan o nâs için sırf bir fitne ve imtihan yaptık, gösterilen harikul’âde alâmetlere rağmen inanmadılar da ınadına tekzib ettiler. Binaenaleyh rabbının bildiği gibi bu imtihan ile de anlaşılır ki her ne âyet gösterilse tekzib edeceklerdir.
وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِى الْقُرْاٰنِ Kur’anda lâ’net edilmiş olan şecereyi de - kezalik onlar için bir fitne kıldık. Bu mel’un şecereden murad Buharî ve sairede rivayet olunduğu üzere şeceri zakkumdur. Ki sûrei «Saffat» ta «اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمٖينَ اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فٖٓى اَصْلِ الْجَحٖيمِ طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُسُ الشَّيَاطٖينِ فَاِنَّهُمْ لَٰاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُنَ مِنْهَاالْبُطُونَ ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَمٖيمٍ» Sûrei «Duhan» da «اِنَّ شَجَرَةَ الزَّقُّومِ طَعَامُ الْاَثٖيمِ كَالْمُهْلِ يَغْلٖى فِى الْبُطُونِ كَغَلْىِ الْحَمٖيمِ» Sûrei «Vakıa» da «ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّآلُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَٰاكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍ فَمَالِؤُنَ مِنْهَا الْبُطُونَ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمٖيمِ» buyurulmuştur. Rivayet olunur ki bunlar nâzil olduğu zaman Ebûcehil demiş ki «Muhammed sizi bir ateşle korkutuyor ki taşları yakarmış. Sonra da diyor ki o ateşte ağaç biter!... İbnüzziba’ra de biz zakkum diye ancak hurma ile kaymağı tanırız demiş binaenaleyh Ebûcehil cariyesine emredip hurma ve kaymak hazırlatmış da arkadaşlarına «تَزَقَّمُوا» haydi zakkumlanın demiş ve bunun üzerine zakkuma meftun olup irtidad edenler olmuştu. Bu süfehâ deve kuşunun köz ve kızgın demir yuttuğunu ve yeşil ağaçta ateş gizlendiğini gördükleri halde bunları yapan kudreti ilâhiyyenin ateşin aslından Cehennemin dibinden çıkaracağı ağacı inkâr ve istihfaf etmekle ne fena aldanmışlardı. Bu şecerei mel’une hakkında bir kaç kavil daha söylenmiş ise de mu’temed olan esahhı şecerei zakkum olmasıdır. Bunun bu suretle bu âyete tezyil edilmesi ise İsrâyi tekzib eden o muanidlerin lâ’nete meftuniyyetlerini iş’ar eden müdhiş bir inzardır. Netekim buyuruluyor وَنُخَوِّفُهُمْ ve biz onları tahvif ediyoruz فَمَا يَزٖيدُهُمْ اِلَّا طُغْيَانًا كَبٖيرًا de o - tahvif - onlara başka bir şey artırmıyor ancak büyük bir tuğyan.
Neden mi? ٦١ وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِٰادَمَ فَسَجَدُوٓا اِلَّآ اِبْلٖيسَ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طٖينًا ٦٢ قَالَ اَرَاَيْتَكَ هٰذَا الَّذٖى كَرَّمْتَ عَلَىَّ لَئِنْ اَخَّرْتَنِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لََاحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُٓ اِلَّا قَلٖيلًا ٦٣ قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَاِنَّ جَهَنَّمَ جَزَٓاؤُكُمْ جَزَآءً مَوْفُورًا ٦٤ وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِى الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُورًا ٦٥ اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَكٖيلًا
Meali Şerifi