Fussilet Sûresi 30. Âyet
Mekke · Cüz 24 · Sayfa 480
إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسۡتَقَٰمُواْ تَتَنَزَّلُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُواْ وَلَا تَحۡزَنُواْ وَأَبۡشِرُواْ بِٱلۡجَنَّةِ ٱلَّتِي كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٣٠
Rabbimiz Allah’tır" deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا Onlar ki rabbımız Allahdır dediler sonra istikamet ettiler, doğru gittiler - ya’ni Allahın vahdâniyyet ve rübubiyyetini tasdık ve ıkrar edip şirke rücu’ etmeksizin o ıkrarda sâbit olarak muktezâsınca gittiler. Tefsiri Keşşafta der ki: «ثم» istikametin mertebe ıkrardan terahısi ve onun üzerine fadlı hasebiyledir. Çünkü bütün şan, istikamettedir. «اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا» kavli kerîmi de bunun bir nazîridir. Ma’nâ: sonra o ıkrar ve muktezası üzerinde sebat ettiler demektir اه. Hazreti Ebi bekirden bir rivayette: kavilde müstekım oldukları gibi fiılde de müstekım oldular. Diğer bir rivayette de yine Ebû bekrisıddık radıyallahü anh bunu tilâvet edip ne dersiniz? dedi «günah işlemediler» dediler, pek zoruna hamlettiniz «ıbâdeti evsane dönmediler» dedi. Hazreti Ömer radıyallahü anh de bir hutbesinde bu âyeti tefsir edip demiştir ki «Allaha itaatte istikamet yaptılar, tilkiler gibi hîylekârlığa sapmadılar». Hazreti Osman radıyallahü anhten: amelde ıhlâs yaptılar, Hazreti Ali kerremallahü vechehuden: feraizı edâ ettiler, Süfyani sevrî Hazretlerinden: dediklerine muvafık amel ettiler, Rebî’ ibni Enesten: Allahın mâsivâsından ı’raz eylediler, Süfyan ibni Abdillâhissekafî radıyallahü anh Hazretleri de demiştir ki: ya Resulâllah! bana tutunacağım bir emir haber ver dedim, Resulullah buyurdu ki «قُلْ رَبِّىَ اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ» rabbım Allah de, sonra da müstekım ol», bunun üzerine «benim hakkımda en korkacağın nedir?» dedim, Resuli ekrem sallalahü aleyhi vesellem buyurdu ki: kendi dilini tutup «işte bu» buyurdu. تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ üzerlerine peyderpey Allahın elçileri Melekler iner - kâfirlere Şeytanlar karin olduğu gibi bunlara da Melekler iner. Mücahid ve Süddî demişler: ındel’mevt, Mukatil demiş: ındel’ba’s, ba’zıları da: hem mevt, hem kabir, hem ba’s sırası demişler, maamafih âyet, mutlaktır. Dünyada hayatın her lâhzasına da sadıktır, «تَتَنَزَّلُ» hem muzari’ olmakla istimrar, hem tefe’ulden olmakla tekellüf ve tevâli ifâde eder, bahusus hem Dünya ve hem Âhıret tansıs de olunacak, ya’ni dembedem iner iner dururlar. اَنْ Şöyle diye ki لَا تَخَافُوا korkmayın - istikbalden endişe etmeyin وَلَا تَحْزَنُوا mahzun da olmayın - ya’ni geçmişe de merak etmeyin. Çünkü «اَلَآ اِنَّ اَوْلِيَآءَ اللّٰهِ لَاخَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَاهُمْ يَحْزَنُونَ» dur. وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتٖى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ va’dolunup durduğunuz Cennet ile müjdelenin, neş’elenin