Furkân Sûresi 48. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 364
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ طَهُورࣰا ٤٨
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O’dur
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَهُوَ الَّذٖٓى اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهٖ Odur da o ki rahmetinin iki eli arasında - ya’ni önünde - müjdecileri olarak rüzgârlar göndermekterdir. -
BÜŞREN, müjdeci demek olan «beşîr» in cem’i, ba’zı kıraetler de «nun» ile «نُشْرًا» okunur ki «nâşir»
in cem’idir. Neşriyyatçıları, yayıcıları demek olur. Masdar olarak «نَشْرًا» kıraeti de vardır ki neşr için demektir. Netekim ba’zı kıraette de «اَلرِّيَاحَ» müfred olarak «اَلرِّيحُ» okunmuştur. Yağmur yerine rahmet ta’bir buyurulması iki nükteyi ifade eder: birisi tufanı felâket teşkil eden yağmurlardan ıhtiraz, o biri de mazmununun diğer ni’metlere dahi şümulünü iş’ardır. Zira rahmet yağmurdan min vechin eâmmdır. Ya’ni yalnız hevâ cereyanlarından ıbaret olan rüzgârların değil, nevmi gafletten uyandıran ilâhi hareketler, fikri ve ictimaî cereyanlar dahi rahmeti ilâhiyyenin müjdecileri, nâşirleridirler, gerçi rüzgârların hepsi müjdeci değildir. Mühlik fırtınalar, her şey’i tedmir eden âsıflar, sarsarlar vardır. Nice milletler, şikak ve ıhtilâf ile çarpışmaktan mahv olmuştur. Lâkin rahmeti ilâhiyye de durgun hevada gelmez, önünde gönderilen rüzgârların müjdesiyle gelir ve onların derecei intişarına göre intişar eder. Bu haysiyetledir ki «اَخْتِلَافُ اُمَّتِى رَحْمَةٌ وَاسِعَةٌ» buyurulmuştur. İş, tabiate kalsa idi bu cereyanlar olmaz, atalet kanunu mucebince her şey aldığı bir nesak üzere giderdi, lâkin tabiatler üzerinde hâkim olan meşiyyeti ilâhiyye, kudreti rabbaniyye rahmetini neşr-ü ta’mim için bu cerayanları uyandırır. وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا Bir de Semâdan pâk ve pâklayıcı bir su indirmekteyiz - pislikleri temizliyecek ve hayat menşei olacak temiz su ki