AyetSûreler

Furkân Sûresi 44. Âyet

Mekke · Cüz 19 · Sayfa 364

أَمۡ تَحۡسَبُ أَنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَسۡمَعُونَ أَوۡ يَعۡقِلُونَۚ إِنۡ هُمۡ إِلَّا كَٱلۡأَنۡعَٰمِ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّ سَبِيلًا ۝٤٤

Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَ yoksa onların ekserîsi işidir veya akleder mi sanısın? - Hayır ne delîli sem’î tanır söz dinlerler ne de delîli aklî tanır akl ile hareket ederler اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْعَامِ onlar sırf en’am gibidirler - akl-ü sem’a göre hareket etmez, mücerred hissiyyatlarına tabi’ olurlar بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَبٖيلًا hattâ gidişce daha sapkındırlar - çünkü en’am, ehlî hayvanlar bakanlarına inkıyad ederler, kendilerine iyilik edenlerle kötülük edenleri seçerler, menfeatlerini arar, zarar verenden kaçarlar, yediği içtiği yeri tanır öğrendiği yolu şaşırmazlar. Kendilerine verilmiş olan kuvvetleri ta’tıl etmez, mâhulika lehine sarf eder, hak ve hayır akîdesi yoksa zulm-ü şerr akîdesi de yoktur. Onlar ise rablarını tanımazlar, onun ihsanlarına karşı nankörlük ederler, ebedi men’feat olan sevabı istemez, en büyük zarar olan ıkabdan korunmazlar, vatanlarına bile hıyanet ederler, fıtrati bozmağa, fitneler çıkarmağa çalışır, zulm-ü fesad ile türlü tezvirât ve tesvilât ile Dünyayı karıştırırlar. Bu suretler hevaperestânın delâleti anlatıldıktan sonra Hak tealânın delâili rübubiyyetinden, eltafı sübhaniyye ve kudreti samedaniyyesinden ba’zı şuuna nazarı dikkat celb olunarak buyuruluyor ki: ٤٥ اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلٖيلًا ٤٦ ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَيْنَا قَبْضًا يَسٖيرًا ٤٧ وَهُوَ الَّذٖى جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاسًا وَالنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُورًا ٤٨ وَهُوَ الَّذٖٓى اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهٖ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا ٤٩ لِنُحْيِىَ بِهٖ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَآ اَنْعَامًا وَاَنَاسِىَّ كَثٖيرًا ٥ وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُورًا ٥١ وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فٖى كُلِّ قَرْيَةٍ نَذٖيرًا ٥٢ فَلَا تُطِعِ الْكَافِرٖينَ وَجَاهِدْهُمْ بِهٖ جِهَادًا كَبٖيرًا ٥٣ وَهُوَ الَّذٖى مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَحْجُورًا ٥٤ وَهُوَ الَّذٖى خَلَقَ مِنَ الْمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًا وَكَانَ رَبُّكَ قَدٖيرًا ٥٥ وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَالَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّهٖ ظَهٖيرًا ٥٦ وَمَآ اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذٖيرًا ٥٧ قُلْ مَآ اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَآءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهٖ سَبٖيلًا ٥٨ وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَىِّ الَّذٖى لَايَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهٖ وَكَفٰى بِهٖ بِذُنُوبِ عِبَادِهٖ خَبٖيرًا ٥٩ اَلَّذٖى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فٖى سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ اَلرَّحْمٰنُ فَسْئَلْ بِهٖ خَبٖيرًا ٦ وَاِذَا قٖيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُ اَنَسْجُدُ لِمَا تَاْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا

Meali Şerifi