Furkân Sûresi 43. Âyet
Mekke · Cüz 19 · Sayfa 363
أَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيۡهِ وَكِيلًا ٤٣
Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ Gördün mü o ilâhını hevası ittihaz eden -
HEVÂ nefsin kendiliğinden meylettiği arzusu, mücerred keyfidir. Hevasını ilâh ittihaz eden denilmeyip de ikinci mef’ulün takdim olunması, kasır ifade etmek içindir ki canının istediğinden başka kendine ilâh tanımayan demektir. Böyle kimselerde hiç hak perestişi yok sade bir hodkâmlık vardır. Kâmı da hakikî menfeati üzere değil, sırf nefsî ve ındî kuru kuruntudan ıbarettir. Bunlar değil, sırf nefsî ve ındî kuru kuruntudan ıbarettir. Bunlar delil, bürhan, hak, hukuk saymaz, sade kendi keyf-ü zevkına perestiş ederler, zevkleri kendilerinin mahzı felâketi olduğunu bilseler yine hakkı zevklarına feda ederler, dini de insanın mücerred hıssiyytından, ya’ni sadece keyf ve zevkından ıbaret tanırlar: gönülleri neye çekerse ona taparlar, hak zevkını aramaz, hakkın rızasını düşünmez; düşünmek istemezler, bilseler yine tanımazlar, Taberanî ve Hılyede Ebû Nüaym Ebû Umame radıyallahü anhten tahric etmişlerdir: demiş ki Resulullah sallâllahü aleyhivesellem şöyle buyurdu «مَا تَحْتَ ظِلِّ السَّمَآءِ مِنْ اِلٰهٍ يُعْبَدُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ تَعَالَى اَعْظَمُ عِنْدَ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ هَوًى يُتَّبَعَ» Allah azze ve celle ındinde Semâ gölgesi altında Allahdan başka tapılan ma’budlar içinde uyulan hevadan daha büyüğü yoktur. اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكٖيلًا artık sen mi onun üzerine vekîl olacaksın? - evvelki istifham, takrirî bu istifham inkârîdir. Ya’ni gördün a ona vekîl olamazsın, üzerine müvekkel olup da kurtarmazsın