Fâtır Sûresi 10. Âyet
Mekke · Cüz 22 · Sayfa 435
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلۡعِزَّةُ جَمِيعًاۚ إِلَيۡهِ يَصۡعَدُ ٱلۡكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلۡعَمَلُ ٱلصَّـٰلِحُ يَرۡفَعُهُۥۚ وَٱلَّذِينَ يَمۡكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِيدࣱۖ وَمَكۡرُ أُوْلَـٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ ١٠
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah’ındır. O’na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadağın olur
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
مَنْ كَانَ يُرٖيدُ الْعِزَّةَ Her kim ızzet istiyorsa - zillet ve hakaretten kurtulup şerefli, haysiyyetli, kuvvetli olmak arzu ediyorsa فَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ جَمٖيعًا bilsin ki ızzet temamiyle Allahındır. - Dünyada da Allahındır, Âhırette de Allahındır. - Binaenaleyh ızzet istiyen şuna buna tapmakla kendisini zelîl etmemeli, hepsini geçip Allaha yükselmelidir. Fakat اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ ona hoş kelimeler yükselir. KELİMİ TAYYİB, başta kelimei tevhid: «لَآ اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ» olmak üzere tesbih, tahmid, tekbir, duâ, istiğfar ve ezkâr gibi hoş kelimelerin hepsine şâmildir. Ve bunların Arşı ilâhîye yükselip de «اِنَّ كِتَابَ الْاَبْرَارِ لَفٖى عِلِّيّٖينَ» buyurulduğu üzere makbul ameller defterine yazılması ancak bunları tehakkuk ve tasdık ettirecek sâlih amellere ıktıran ile olur. Hazreti Peygamber sallâllahü aleyhi vesellemden varid olduğu üzere «سَبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ» kelimi tayyibdir. Bir kul bunu dediği vakıt Melek onunla Semaya çıkar, onu vechi Rahmana arz eder, fakat ameli sâlih olmazsa kabul olunmaz. Yine hadîste varid olmuştur ki: Allah tealâ bir kavli amelsiz kabul buyurmaz ve kavli de ameli de niyyetsiz kabul buyurmaz, kavli, ameli, niyyeti de ancak sünnete isabet ile kabul buyurur. Hâsılı ızzete nâil olmak kavlî ve fi’lî güzel taat ile olur. Yoksa gurur ve atalet, şeytanet ve seyyiat ile değil, çünkü وَالَّذٖينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّئَاتِ seyyiat, tûrlü türlü kötülüklere tedbir alan, şeytanet ve entrika ile uğraşanlara veya müraîlik yapanlara gelince لَهُمْ عَذَابٌ شَدٖيدٌ وَمَكْرُ اُولٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ dur. - Kureyşin dârünnedvede Peygambere yapmak istedikleri mekirler gibi bozuk çıkar, başlarına geçer.
Allahın ızzeti ve ba’s-ü nüşurun sıhhati diğer âyetle de tavzıh olunarak buyuruluyor ki: