Enfâl Sûresi 48. Âyet
Medine · Cüz 10 · Sayfa 183
وَإِذۡ زَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَإِنِّي جَارࣱ لَّكُمۡۖ فَلَمَّا تَرَآءَتِ ٱلۡفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيۡهِ وَقَالَ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّنكُمۡ إِنِّيٓ أَرَىٰ مَا لَا تَرَوۡنَ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَۚ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ ٤٨
Şeytan, onlara amellerini güzel gösterdiği zaman, "Bu gün insanlardan size galip gelecek yoktur, ben de size yardımcıyım." demişti. Fakat iki tarafın karşı karşıya geldiği görününce arkasını dönüp kaçtı ve şöyle dedi: "Ben sizden kesinlikle uzağım. Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben Allah’dan korkarım. Ayrıca Allah’ın azabı çok çetindir
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ وَقَالَ Düşün o vakti ki Şeytan onların -o mağrur müşrikleriny aptıklarını kendilerine süslendirib demişti ki لَا غَالِبَ لَكُمُ الْيَوْمَ مِنَ النَّاسِ وَاِنّٖى جَارٌ لَكُمْ ben sizin için şübhesiz yar-ü zahir iken bu gün o nasdan size galib gelecek yok -ya’ni o şeytan, o aldatıcı, gurur ve nefsaniyyet ruhı habisi kendilerinde veya karşılarında temessül ederek onlara bu kuruntuyu yaldızlayıb gönüllerine bırakmış ve hayallerine öyle göstermiş idi ki bu âded, bu hazırlık bu kuvvet ve bu gönül onlarda iken karşılarına Muhammed ve eshabı değil kimse duramaz, ve vehimlerine öyle iyham etmiş idi ki eğer onlar hareket ve amellerinde kendine tabi’ olur ardına düşerlerse bu hayal kendilerinden ayrılmıyacak, daima beraberlerinde bulunacak, her sıkıldıkça onları kurtaracak.
فَلَمَّا تَرَآءَتِ الْفِئَتَانِ Vaktâ ki iki cemaat görüştüler -ya’ni harbe tutuşub çarpışmağa başladılar. Melâikenin, ilâhî kuvvetlerin mü’minlere imdadını ve hakıkatin tecelli etmeğe başladığını görünce نَكَصَ عَلٰى عَقِبَيْهِ Şeytan kıçın kıçın dönüverdi وَقَالَ اِنّٖى بَرٖٓىءٌ مِنْكُمْ ve ben dedi, sizden beriyim-sizinle hiç bir alâkam yoktur, başınıza geleceğe karışmam اِنّٖىٓ اَرٰى مَا لَا تَرَوْنَ her halde ben sizin görmiyeceğiniz şeyler görüyorum اِنّٖىٓ اَخَافُ اللّٰهَ hakıkaten ben Allahdan korkarım -hakkın karşısına duramam, işin âkıbeti pek vahim, haliniz yaman karışmam. Böyle diyerek o Şeytan o gurur-ü hayal işin tam can noktasında onlardan teberri edib çekiliverdi. Ne kader şayanı dikkattir ki çekilirken habersizce bırakıb sivişivermeyib de fenalıklarını yüzlerine vuruyor ve bütün ümidlerini kesib ye’si küllîye attıktan başka evvelki tatlı hayal yerine acı acı endileşer saçarak ve daha işin başlangıcında iken birdenbire tehlükeyi gözlerinde büyütüb telâş ve ıztırablarını artırarak ve ansızını halecan ve felâketlerini tesri’ etmek suretiyle gerisin geri çekilib gidiyor. Nasıl çekilmez, nasıl korkmaz ki وَاللّٰهُ شَدٖيدُ الْعِقَابِ Allah, şedidü’ıkabdır.