Enfâl Sûresi 44. Âyet
Medine · Cüz 10 · Sayfa 182
وَإِذۡ يُرِيكُمُوهُمۡ إِذِ ٱلۡتَقَيۡتُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِكُمۡ قَلِيلࣰا وَيُقَلِّلُكُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِهِمۡ لِيَقۡضِيَ ٱللَّهُ أَمۡرࣰا كَانَ مَفۡعُولࣰاۗ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ٤٤
Ve işte onlarla karşılaştığınız vakit onları sizin gözünüze az gösteriyordu, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah o mukadder olan işi yerine getirecekti. Bütün işler Allah’a döndürülür
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ يُرٖيكُمُوهُمْ اِذِ الْتَقَيْتُمْ فٖٓى اَعْيُنِكُمْ قَلٖيلًا Ve o vakıt telâkki ettiğiniz sırada onları gözünüzde size az gösteriyor -gözünüzü yıldırmıyordu, Peygamberin rü’yasını rü’yetinizle de tasdık ederek sizi havften sâlim kılıyor, teş’ci’ ediyordu, sonra da onları gözünüzde büyütmiyordu. Hattâ İbni Mes’ud radıyallahü anh yanındakine «nasıl yetmiş kadar görüyor musun?» Demiş o da «yüz kadar görüyorum» demişti وَيُقَلِّلُكُمْ فٖٓى اَعْيُنِهِمْ sizi de onların gözünde pek azaltıyordu.- Netekim Ebûcehil o sırada «Muhammed ve eshabı «اَكْلَةُ جُزُورٍ» bir deve yeyimi» demişti. Bu, henüz kıtâle girişmeden evvel cür’etlerini artırmak, gurur ve saygısızlıkla gayrı muntazam bir surette kıtâle çattırmak için idi ki harbe çattırdıktan sonra gözlerinde mü’minleri birdenbire büyütmüş çoğaltıvermiş idi. Sûrei «Âli Imranda» da geçtiği üzere «يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَاْىَ الْعَيْنِ» göz görüşiyle kendilerinin iki misli, ya’ni üçyüz on üç kadar zatı iki bin kişi kadar görüyorlardı ve bu suretle ödleri kopuyor, kalblerine ru’b giriyordu. Tarafeynin mütekabilen kalbleri ve hisleri üzerinde cereyan eden ve alel’âde nazar galatlarının çok fevkında olduğu zâhir bulunna bu müteakis tehavvülât bu vak’adaki tasarrufatı ilâhiyyeyi gösteren âyâtı azîmedendirler. Allah tealâ, mü’minleri yalnız akıbeti ve hakıkî kıymeti gören ledünnî bir gözle baktırıyor, kâfirleri ise zâhire maksur olan gafil ve mağrur bir nazarla baktırıyordu ve böyle tarafeyni yekdiğerinin gözüne az gösteriyordu ki لِيَقْضِىَ اللّٰهُ اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا o fi’le çıkan emri kat’iyyen iyka’ etsin -ya’ni hukm-ü kazasıyle iki tarafı birbirine sureti kat’iyyede çattırıb harika olan bir harbi tam bir emri, vakı’ yapsın da bunun üzerine bervechi bâlâ o bir emri ya’ni islâmı i’zaz ve küffarı tezlil eden furkan harikasını terettüb ett irsin. Bu ifade ile şunu anlatmak isteriz ki buradaki «اَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا» dan murad iltikai cem’ayn emri, evvelkinden murad da fürkandır. Ve buna evvelce «yevmelfürkan, yevmeltekalcem’an» ile işaret edilmiştir. Demek ki «Bedr» harbi başlangıcı i’tibariyle de bir mu’cize, neticesi i’tibariyle de bir mu’cizedir. Ve bütün sureti cereyanı i’tibariyle de min’ındillah bir çok harikaları muhtevi ve binaenaleyh hey’eti mecmuası bir beyyinei ilâhiyyedir. وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ bütün umur da ancak Allaha irca’ olunur.- Ya’ni yalnız bu ve böyle harika olan emirler değil, bütün umur dahi Allaha irca’ olunur. Her iş önünde sonunda ona dayanır.
Bunun için: ٤٥ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِذَا لَقٖيتُمْ فِئَةً فَاثْبُتُوا وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ٤٦ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَاتَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رٖيحُكُمْ وَاصْبِرُوا اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ ٤٧ وَلَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بَطَرًا وَرِئٰآءَ النَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحٖيطٌ Meali Şerifi