Enfâl Sûresi 30. Âyet
Medine · Cüz 9 · Sayfa 180
وَإِذۡ يَمۡكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثۡبِتُوكَ أَوۡ يَقۡتُلُوكَ أَوۡ يُخۡرِجُوكَۚ وَيَمۡكُرُونَ وَيَمۡكُرُ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَٰكِرِينَ ٣٠
Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ Sen de o vaktı hatırla ki يَمْكُرُ بِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا hani o kâfirler sana mekir kuruyorlardı لِيُثْبِتُوكَ seni tutub bağlamaları اَوْ يَقْتُلُوكَ veya seni -hepsi birk atletmeleri اَوْ يُخْرِجُوكَ veya seni -Mekkedenç ıkarmaları için sui kasd tertib ediyorlardı -hicret sırasında Mekkedeki vaz’ıyyet bu idi.
Umuumiyyetle müfessirîn vak’anın cereyanını şöyle nakletmişlerdir: Ensarın islâma gelib Resulullaha biy’at ettiklerini müşrikler işittikleri vakıt telâşa düştüler, Darünned ve ta’bir ettikleri şuralarından müzakere ve müşavere etmek için içtima’ ettiler, bir ıhtiyar suretinde bir İblis de «ben Neciddenim, içtimaınızı işittim huzurunuzda bulunmak istedim, her halde bende bir re’y-ü pend bulmaz değilsinizdir.» diyerek içlerine girdi müzakereye başladılar, Ebülbühtürî «benim re’yim, dedi, onu bağlar, bir odaya hapsedersiniz ve bütün menfezlerini kapatır, ancak bir delik bırakır, oradan yiyib içeceğini uzatırsınız, ta ölünciye kadar». ıhtıyar, «ne fena reiy! Dedi, kavminden size silâh çekib gelenler olur, elinizden kurtarırlar.» Hişam ibni Amir de «benim re’yim, dedi: onu bir deveye yükletir, arazınızdan dışarı çıkarıverirsiniz, artık ne yaparsa yapsın size bir zararı dokunamaz.» Yine o ıhtiyar, o şeyhı Necdî» ne fena re’iy! Dedi, gider başka kavmi ifsad eder ve onlarla gleir size harbeder.». Nihayet Ebûcehil de «ben o re’iydeyim ki dedi her batından birer delikanlı alırsınız ve birer kılıç verirsiniz, hepsi birden vururlar, kanı bütün kabaile dağılır, Beni Haşim de bütün Kureyş ile harb edemez ve şayet diyet taleb ederlerse veririz». Bunun üzerine ıhtiyar «bu yiğidin re’yi savab» dedi ve buna karar verib dağıldılar. Derhal Cebrâil gelib Peygambere haber verdi ve hicret emrini getirdi, mucebince aleyhıssalât-ü vesselâm Hazreti Aliyi yatağına yatırıb Hazreti Ebi Bekir ile beraber Gare çıktı, düşmanlar etrafı sarmış terassud ediyorlardı; sabah olunca yatağa hücum ettiler, fakat Aliyi gördüler, beht-ü hayret içinde alıklaştılar kaldılar. Onlar öyle mekrediyorlardı وَيَمْكُرُونَ ve halâ mekrederler. Mukabeleten وَيَمْكُرُ اللّٰهُ Allah da mekreder. -Onlara mekirden bir ümid verir, sonra da mekirlerini başlarına geçirir. Netekim onlara mekir tertibatında bulunmaları için müsaade etti, uğraştırdı, yordu, fakat bütün mesaîlerini akım bırakıb gizlice senin hicretini te’min ediverdi, ve sonra yine onlara ümid verib «Bedr» e çıkardı ve müslimanları gözlerine pek az gösterdi, binaenaleyh saldırdılar ve göreceklerini gördüler. Evet, Allah mekre mekreder وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ ve fakat Allah hayrülm akirîndir.- Ona karşı hiç birinin mekrinin hükmü olmaz, o bütün mekircilerin mekirlerini ibtal ediverir. Onun mekri de hayr-ü hıkmetten halî değildir. Bunun için ona makir veya mekkâr diyemezsiniz, o «hayrülmakirîn» dir. Fi’li ilâhî haddi zatında bir mekr olmaktan münezzehtir. O bir izalei şer, bir cezai münkerdir. Makirlerin mekrini kat’etmek ı’tibariyle umuma hayır olduğu gibi mâkirlerin hadlerini bildirmek ve bir takımlarının tevbelerine sebeb olmak ı’tibariyle sureti umumiyyede mâkirler için de bir hayırdır. Binaenaleyh bu fı’li ilâhîye mekir ta’bir edilmesi mâkirlerin mekrine tekabülü ve bütün zann-ü tahminlerinin hılâfına habersiz olarak canibi gayibden bir mekir suretinde gelib bastırıvermesi ı’tibariyle bir müşakeledir. Yoksa hakıkatte Allaha ibtida mekir isnad edilemez, mâkir denemez. Buradaki «وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُ» sûrei «Âli Imran» da kıssai Isâda geçen «وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُ» gibi mekir ve mekir suretinde müşakele iledir ki mekri ilâhî mevzuı bahs olabilir. Bunda da «وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ» tenzihi unutulmamak lâzım gelir.
O mâkirler öyle kâfirler idi ki