En'âm Sûresi 74. Âyet
Mekke · Cüz 7 · Sayfa 137
۞وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصۡنَامًا ءَالِهَةً إِنِّيٓ أَرَىٰكَ وَقَوۡمَكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ ٧٤
İbrahim, babası Âzer’e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ لَِابٖيهِ اٰزَرَ hani İbrahim babası Âzere -ve yahud Ya’kub kıraetinde «را» nın zammiyle «ازر» okunduğuna göre- İbrahimin babasına «ya Âzer! اَتَتَّخِذُ اَصْنَامًا اٰلِهَةً اِنّٖٓى اَرٰيكَ وَقَوْمَكَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ asnamı bir sürü İlâh mı tutuyorsun? Her halde ben seni ve kavmini açık bir dalâl içinde görüyorum» demişti.» -Zîruh olan beşerin gerek beşer timsali olsun ve gerek kevakib ve Melâike timsali farz edilsin cansız putlara tezellül ve teabbüdü ne açık bir dalâlettir. İbrahim bunu babası veya babası makamında amucası olan Âzerden başlıyarak kavminin yüzüne vurmaktan ve onları irşad etmekten çekinmemişti. Bu âyette Hazreti İbrahimin pederinin ismi «Âzer» olduğu anlaşılıyor. Kütübi tevarihte ise Süryanîce «Tarah» olduğu meşhurdur. O halde Ya’kub ve İsrail gibi biri isim, biri lakab olmak üzere «Âzer» ve «Tarah» diye iki ismi var demektir. Ragıb, müfredatında Âzer Tarahın muarrebi denilmiş olduğunu da nakletmiş ise de bunu müfessirîn hiç nazrı itibare almamışlardır. Bu derece büyük bir tebdil ile ta’ribde ucme şemmesi kalmamış olacağından kelime «hatem» gibi munsarıf olmak lâzım gelirdi. Ba’zıları da Âzerin Hârezm lugati ve şeyhi herim ya’ni pek kocamış ıhtiyar demek olduğunu ve bir de bir sanem ismi bulunduğunu dahi söylemişlerdir. Ba’zıları da demiştir ki İbrahim aleyhisselâmın babası «Tarah» tır, Âzer de amucasıdır. Amucaya ve dedeye dahi eb ıtlak edilir. Netekim Kur’anda evlâdı Ya’kubdan hikâyeten «نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَآئِكَ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ» buyrulmuştur. Ve Hazreti İsmail, Hazreti Ya’kubun amucası olduğu halde eb ıtlak edilmiştir, Şiy’anın muhtarı da budur. Bunlar «Hazreti İbrahim ve babası, Hazreti Peygamberin ecdadındandır. Halbuki «وَتَقَلُّبَكَ فِى السَّاجِدٖينَ» âyetinin delâletine göre Peygamberin ecdanında kâfir yoktur. Âzer ise kâfirdir. Bir de bu âyetten ve bilhassa Ya’kub kıraetine göre Hazreti ibrahim Âzere ismini söyleyerek ve dalâlini yüzüne vurarak hıtab ettiği gösteriliyor ki babaya birr-ü ihsan bir vazifei diniyye olduğu halde İbrahim aleyhisselâm gibi bir Peygamberi zışanın babasına böyle ezakâr ve cefakâr bir hıtabı tecviz etmiyeceği âşikârdır. Binaenaleyh bu iki karinei mania gösterir ki Âzer, İbrahimin hakıkî ma’nâsiyle babası değildir.» diyorlar. Fakat bunlar Kur’anın zâhirine karşı tekellüf ve taassubdur. Zira Hazreti Peygamberin nesebine asla sifah karışmamış, hepsi nikâhtan gelmiş olduğunda tereddüd yok ise de «تَقَلُّبَكَ فِى السَّاجِدٖينَ» de takallübatı sulbiyye ma’nası kat’î olmadığı gibi Hazreti İbrahimin muamelesi de «وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلٰٓى اَنْ تُشْرِكَ بٖى مَالَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى الدُّنْيَا مَعْرُوفًا» mazmuunundan haric değildir. Sonra kütübi tevarihte meşhur olan «Tarah» isminin menşei nihayet Yehud ve Nesârâ Ahbarına, bu da Tevrata müntehi olabilir. Bu ise Kur’anın «Âzer» ıhbarına muaraza edebilecek bir kuvveti haiz değildir. Onlar Kur’an üzerine değil, Kur’an onlar üzerine müheymin ve nigâhbandır.
İbni Cerir tefsirinde beyan olunduğu üzere Muhammed ibni İshak demiştir ki «Âzer» Hazreti İbrahimin babasıdır. Ve Kûfe sevadında «Kûsâ» karyesi ahalisinden bir recül olduğu bize zikredilen ahbar cümlesindendir. «واللّه اعلم» Ebû Hayyan tefsirinde de «Neccar, müneccim ve mühendis olduğunu ve Nümrudun da nücum ve hendeseye merakı olduğundan nezdinde teveccüh ve ıkbale mazhar bulunduğunu zikretmişlerdir. Ve sevadı Kûfeden «Kûsâ» denilen bir karyeden idi Mücahid böyle demiştir. Ve Hazreti İbrahim de bu karyede tevellüd etti denilmiş. Bundan başka Âzerin «Harran» ahalisinden olduğu da söylenmiştir.» diye nakleylemiştir. Mu’cemülbülhanda «Kûsâ» üç mevzı’dadır. Arzı Babilde sevadı Irakta, Mekkede. Irak Kûsâsı ikidir. Kûsettarik, Kûser rubâ, İbrahim aleyhisselâmın meşhedi ve mevlidi buradadır. Ve bunların ikisi de arzı Babildedir. Hazreti İbrahim burada ateşe atılmıştır.
İmdi, mevcud ve muhayyel her hangi bir şey’in hayalini temsil eden cansız asnamı masnua önünde insanlığı tezlil eden eshabı asnamın dalâli mübîni ıhtar olunduktan sonra buna sebebiyyet veren ve eshabı heyakil denilen nücum perestlerin de dalâli nazarîlerini göstermek ve bir beşer olan Hazreti İbrahimin lûtfı ilâhî ile bütün Semavat ve Arz melekûtına ıttılâ’ ve iykanını ve bu sayede insanlığı masivallaha esaret ve mahkûmiyyet kaydinden tahlıs ile vichei beşeriyyeti doğrudan doğru ve münhasıran Allaha tevcih için tevhid ve hanifiyyeti nasîl isbat ve takrir ettiğini beyan için buyuruluyor ki: