En'âm Sûresi 114. Âyet
Mekke · Cüz 8 · Sayfa 142
أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمࣰا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلࣰاۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلࣱ مِّن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ ١١٤
Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَفَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْتَغٖى حَكَمًا وَهُوَ الَّذٖٓى اَنْزَلَ اِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلًا Allahtan başkasını mı hakem istiyeceğim? Halbuki o size bu kitabı ekmeli mufassalen: Ya’ni hiç bir şübhe ve iltibasa mahal kalmıyacak vechile fasılalı âyetleriyle hak, batıldan ayırd edilerek beyan ve tafsıl olunmuş bir halde indirdi hukmünü beyan etti.- Allahın hukmüne karşı, hukmüne müracaat edilebilecek hiç bir hakem tasavvur olunamıyacağı gibi hukmi İlâhîyi anlamak ve tebliğ etmek için ve diğer âyetlerin, mu’cizelerin delâleti i’câzı mu’cizei kitab kadar kuvvetli, vazıh ve mufassal değildir. Onların sade bir i’cazdan ibaret olan delâleti mücmel, mübhem, beyansız ve devamsızdır. Mu’cizei kitab ise onların hepsinin delâleti i’cazını mutazammın olduktan başka mübeyyen, vazıh ve mufassal ve dâimdir de. Meselâ şakkı Kamer mu’cizesinden «مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ» hukmü ancak mücmelen ve bir an için anlaşılır. Ve bundan istifadenin gerek vuzuhu ve gerek devamı kelâma mütevakkıf olur. «اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ» sûresi ise aynı hukmü daha vasi’ vücuhı i’caz ile vazıhan ve sarahaten ifade eder. Ve her zam an için ifade eder. Ve her hangi bir hâkimin hukmü kavlî de fi’lî de olabilirse de asıl hukmi sarih, hukmi kavlîdir. Ve alelhusus i’lâm ve tescil edilen hukmi kavlîdir ki bir değil binlerce fi’le sebeb ve misal teşkil eder. Hâsılı mu’cizei kitâb hukmullâha delâlet için diğer mu’cizelerin fevkında zâhir ve bâhir bir bürhanı sâtı’dır. İşte burada bu ma’nâ ıhtar olunarak buyuruluyor ki Allah size sâir mu’cizelerden muğni olan böyle mufassal bir kitâb indirmiş ve bu suretle hukmünü sureti kat’iyede beyan ve tebliğ etmiş olduğu halde ben şimdi şeytanların yaldızlı sözlerine meyledeceğim de aramızda haklıyı haksızı ayırmak için Allahın hukmünü bırakıb ona karşı Allahtan başkasını mı hakem intihab edeceğim? Hayır aslâ.» -Rivayet olunduğuna göre Kureyş müşriklerinin bir müşkilleri olduğu zaman bir kâhini hakem yapıb hukmüne mürâat etmek âdetleri olduğu gibi Resulullaha da «seninle aramızda ahbarı Yehuddan ve istersen Nesarâ peskaposlarından bir hakem intihab edelim, bakalım onların kitabında sana dair bir şey varsa bize haber versinler» diye bir teklifte bulunmuşlardı ki bu âyetle buna cevab verilmiştir.
وَالَّذٖينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ ve bizim kendilerine kitab verdiğimiz kimseler bilirler ki اَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ muhakkak o kitab ya’ni Kur’an rabbından hakkile indirilmiştir. Binaenaleyh فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرٖينَ sakın şübhelenenlerden olma, şübheliler gibi bir takımlarının inkârlarından müteessir olub da başka hakem teklîf edenlere muvâfakat etme «اَفَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْتَغٖى حَكَمًا» de Hiç şüphesiz bu kitâb sana rabbından münzel bir kelimei haktır.