AyetSûreler

Cin Sûresi 9. Âyet

Mekke · Cüz 29 · Sayfa 572

وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمۡعِۖ فَمَن يَسۡتَمِعِ ٱلۡأٓنَ يَجِدۡ لَهُۥ شِهَابࣰا رَّصَدࣰا ۝٩

Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ ve ma’lûm ki biz o Semadan dinlemek, haber almak için ba’zı meclislere otururduk - ya’ni ba’zı mevki’lerden terassud eder, gizli Sema haberleri alır onlarla halkı şaşırtırdık - فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْاٰنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا fakat şimdi her kim dinlemek isterse onun için râsıdlar halinde gözliyen, yakmağa müheyya bulunan bir şihab, parlak bir alev buluyor. - O Kur’anın ve onu okuyan zatın karşısında Cinn ve Şeytan böyle eriyecek bir vaz’iyyette kalıyor, işte Allah tealâ böyle bir kimse ba’setmiş ve âleme böyle tehavvül vermiştir. Burada ekseriyyetle şihabın zâhirî ma’nasında israr ediliyorsa da biz bu israrda ma’nayı tecessüm ettirmekten başka bir fayda görmüyoruz, asıl murad nurı nübüvvet ve ayatı Kur’an ile hâkikat âleminde parlatılan ve efkârı bâtıleye karşı fırlatılan ateşîn inzarları anlatmak olması daha yüksek bir ma’na olduğu kanaatindeyiz. Zira hadisatı cevviyyeden olan o şihabların bi’seti seniyyeden evvel dahi ola geldiği rivayetlerde de inkâr olunmuyor. Bi’seti seniyye esnalarında denildiği gibi fazla bir çok şıhab yağmurları olmuş ve bunlardan müneccimler, kâhinler, Şeytanlar korkup türlü ma’nalar çıkarmağa çalışmış olsunlar. Fakat bu vechile onlardan Sema haberleri kesilmiş değil, bil’akis çoğaltılmış ve istiraki sem’a daha ziyade meydan verilmiş demek olmaz mı? Halbuki İbni Abbas Hazretlerinin söylediği ve bu âyetin de anlattığı ma’nâ bu şihabların onlardan haberi Semâyı kesmiş ve Semâ kapılarını birer zâbıt olarak tutmuş doldurmuş olmalarıdır. Bu ise onların ma’neviyyetlerini, yalanlarını, sefahet ve tuğyanlarını yakan hâkikat şihablarını anlatıyor ki onlar Semâi Muhammedîden parıldıyan ateşîn âyetler ve mu’cizelerdir ki onun karşısında İns ü Cinn Şeytanlarının ödleri kopmuş, dilleri tutulmuştur. Bu tecribeleri yapmış olan cinler, artık eskisi gibi gaybdan dem vurmağa, istıkbalden haber vermeğe kalkışmayıp yalan söylemiş olmaktan sakınarak ilerisi hakkında iymanlarını şöyle anlatıyorlar: 10 وَاَنَّا لَانَدْرٖٓى ve inandık ki doğrusu biz bilmeyiz: - Bizim dirayetimiz yetişmez اَشَرٌّ اُرٖيدَ بِمَنْ فِى الْاَرْضِ Arzdaki kimselere bir şer mi murad edilmiş اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا yoksa rabları onlara bir hayır, bir muvaffakiyyet mi murad eylemiştir. - Ya’ni evvel yaptığımız gibi gaybden dem vurmağa kalkışmayalım, biz gaybi, Allahın takdirini bilmeyiz, o Allaha aiddir. Binaenaleyh bu kerre de o Semânın mahfuziyyetinden, o şihabların parlayışından yerdeki kimseler, İns ü Cinn korunup da hayır mı gösrecekler yoksa korunmayıp da ateşlere yanarak zarar mı görecekler orasını Allah bilir. Bu babda bize düşen kendimizi düşünmektir. Bizim bildiğimiz ve anladığımız şudur ki: