Câsiye Sûresi 29. Âyet
Mekke · Cüz 25 · Sayfa 501
هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيۡكُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّا كُنَّا نَسۡتَنسِخُ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٢٩
İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk." (denir)
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
Bu açıklama 28–29. âyetleri birlikte ele alır.
İşte o iyman edip de yaraşıklı işler yapmış olan kimseler o vakıt onları rabları rahmeti içine koyacak, işte o fevzi mübîn o * Küfredenlere gelince: değilmi karşınızda benim âyetlerim okunurdu da siz kibirlenmek istedinizdi ve mücrim bir kavm idiniz? * Hem Allahın va’dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakîn edinmiş değiliz * Derken onlara yaptıkları amellerin kötülüklerini yüz göstermiş ve o istihza edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir * Ve denilmiştir ki bu gün biz sizi sizin bu gününüzün geleceğini unuttuğunuz gibi unutacağız, yatağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan bir eser de yoktur * Bunun sebebi, çünkü siz Allahın âyetlerini eğlence yerine tuttunuz ve Dünya hayat sizi mağrur etti, onun için bu gün ateşten çıkarılmazlar ve kendilerinden tarzıye de kabul edilmez * Binâenaleyh hamd, Allahın, o Göklerin rabbı, Yerin de rabbı rabbil’âlemînin * Ve Göklerde, Yerde büyüklük onun, o öyle azîz, öyle hakîm *
27. وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ – SAAT, aslında Râgıbın beyan ettiği vechile zamanın eczasından bir cüzdür; buna teşbîhen Kıyamete de denilir. «اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَعِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ يَسْئَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ» gibi. Bunun iki vechi vardır: birisi «وَهُوَ اَسْرَعُ الْحَاسِبٖينَ» buyuruludûğu üzere hısabının sur’atidir. Birisi de şöyle tebyîn olunan mazmundur «كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا اِلَّا سَاعَةً مِنْ نَهَارٍ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ» evvelkisi Kıyamet, ikincisi zamanın bir cüz’i kalîlidir. Bir de denilmiştir ki Kıyamet ma’nâsına saat üçtür: - 1) Saati kübrâ ki insanların muhasebe için ba’sidir netekim «لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّى يَظْهَرَ الْفُحْشُ وَالتَّفَحُّشُ وَحَتّى يُعْبَدَ الدِّرْهَمُ وَالدِّينَارُ اِلٰى غَيْرِ ذٰلِكَ» fuhuş ve tefahhuş açıklanıncıya ve dirhem-ü dînara tapılıncıya ilh... şöyle şöyle oluncıya kadar saat kıyam etmez» hadîsinde aleyhissalâtü vesselâm buna işaret buyurmuştur. 2- ) Saati vustâ, bir karn ehalîsinin ölümüdür. Netekim rivayet olunduğu üzere alehissalâtü vesselâm Abdullah İbni Üneysi görmüş, bu gulâmın ömrü uzarsa saat kıyam edinciye kadar ölmez buyurmuş idi ki müşarünileyh sahabenin en son vefat edenidir deniliyor. 3- ) Saati sugrâ, insanın ölümüdür ki her insanın saati kendi ölümüdür. «قَدْ خَسِرَ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِلِقَآءِ اللّٰهِ حَتّٰىٓ اِذَا جَآءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً» gibi ba’zı âyetlerde de saat bu ma’nâyadır اه. «مَنْ مَاتَ فَقَدْ قَامَتْ قِيَامَتُهُ» Maamafih bizim anladığımıza göre hangi ma’nâca olursa olsun Kıyamete saat denilmesi, ındallah müsemmâ bir ecelin, bir vaktın hulûlü saati olması ı’tibariyledir. Netekim lisanımızda da vakt-ü saat gelmiş ta’biri ma’ruftur. Burada da saat Kıyamet ma’nâsınadır.
28. وَتَرٰى كُلَّ اُمَّةٍ جَاثِيَةً ve her ümmeti câsiye görürsün - câsiye iki ma’nâ ile tefsîr edilmiştir. Birisi diz çökmüş ma’nâsına ki lâzımı muraddır. Zira diz çökmek derli toplu en ı’tinalı ve en hurmetli vaz’ıyyettir. Birisi de toplanmış cemaat ma’nâsınadır ki «جِثْوَةٌ» den me’huzdur. Bir araya gelmiş taş yığınına denir. Murad, Sûrei «يٰسٓ» de «اِنْ كُلٌّ لَمَّا جَمٖيعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ» buyurulduğu üzere hakkın huzurunda hisab için toplanmaktır.