AyetSûreler

A'râf Sûresi 58. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 158

وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَٱلَّذِي خَبُثَ لَا يَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدࣰاۚ كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَشۡكُرُونَ ۝٥٨

Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ ve iyi belde: Toprağı iyi olan arazinin يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِاِذْنِ رَبِّهٖ rabbının izniyle nebatı iyi çıkar.- Gerçi Allahın izni, meşiyyeti ve teysiri olmayınca hiç bir şey olmaz. Fakat adetullahda halk ile emir beyninde tenasüb bulunduğundan hoş ve iyi olan toprağın mahsulâtı da yağmurla biizni hudâ bereketli güzel ve kolaylıkla çıkar. وَالَّذٖى خَبُثَ fena olanın ise لَايَخْرُجُ çıkmaz, çıkarsa da اِلَّا نَكِدًا ancak zorla, pek az ve faidesiz bir şey çıkar, yağmurdan da istifade edilmez.. -Binaenaleyh insan Arzın salâhındaki ehemmiyyeti iyi takdir etmeli ve onun tıyb-ü hubsünde kedisinin de bir mes’uliyyeti bulunduğunu unutmamalıdır. كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ işte biz şükredecek her hangi bir kavm içindir ki bu âyetleri böyle tasrîf, türlü türlü suretlere kor tekrar ederiz. Ve daha edeceğiz.- Ya’ni bu beyan ve tasvir insanlar için bir darbı meseldir. Peygamberler, rahmeti ilâhiyyenin mübeşşir ve nâşirleri, hâmil oldukları tekâlif ve şerayi’ mâbihilhayat olan mâi sâfiy ile dolu ağır bulutlar gibi Kur’an kalblerin âbı hayatı, din ve ma’rifet, ebedî bir hayat olan rahmeti ilâhiyye, mükellef ve muhatab olan insanlar da yağmurun indiği yerler gibi iki kısımdır: Topraklar gibi insanların ve insan hey’eti içtim âiyyesinin de tayyibi ve habîsi: İyisi kötüsü, mü’mini kâfiri vardır. İyiler iyi düşünür, rusüli ilâhiyyeden istifade eder, âyâtı ilâhiyyeyi tefekkür ve tezekkür ile ıbret alır, iyman eder, hayat bulur, niamı ilâhiyyeye şükreder. Âhıret için a’mali saliha ile semeratı hasene verirler. Âyâtı tekviniyye ve teşriıyyede cereyan eden tasrifat ve tasarrufatı ilâhiyyenin, irsali rusül ve inzali Kur’anın hıkmeti de bilhassa bunların intifa’ ve şükranıdır. Çorak yer gibi fena olanlar ise niam-ü rahmeti ilahiyyeyi küfr-ü küfran ile karşılarlar, bu intifa’dan mahrum kalırlar. Onların semere vermelerine izni ilahî taallûk etmez. Usret ve mahrumiyyet içinde felâkete yuvarlanır giderler. Netekim kısası Enbiya ve tarihi ümem buna şahiddir. Bunun için burada hılkati Âdemden sonra başlıyan ve risaleti nev’i beşerde takrir ederek tedviri zeman eden hukmi istiva tahtinde emri risalette halkı evvelin eyyamı sittesi misali üzere harikaları mutazammın altı devr teşkil eden altı Peygamberin kıssai risaletleriyle yedincisinde «اِنّ الزَّمَانَ قَدِ اسْتَدَارَ كَهَيْئَتِهِ يَوْمَ خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَاْلَارْضَ» risaleti Muhammediyyede tecelli eden istivai risaleti takrir ve tebyin etmek üzere kasem ile buyuruluyor ki:

1-: ٥٩ لَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ اِنّٖىٓ اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ ٦ قَالَ الْمَلَُا مِنْ قَوْمِهٖٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ ٦١ قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ بٖى ضَلَالَةٌ وَلٰكِنّٖى رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖينَ ٦٢ اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّٖى وَاَنْصَحُ لَكُمْ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَالَا تَعْلَمُونَ ٦٣ اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ٦٤ فَكَذَّبُوهُ فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذٖينَ مَعَهُ فِى الْفُلْكِ وَاَغْرَقْنَا الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا عَمٖينَ

Meali Şerifi