AyetSûreler

A'râf Sûresi 142. Âyet

Mekke · Cüz 9 · Sayfa 167

۞وَوَٰعَدۡنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيۡلَةࣰ وَأَتۡمَمۡنَٰهَا بِعَشۡرࣲ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرۡبَعِينَ لَيۡلَةࣰۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخۡلُفۡنِي فِي قَوۡمِي وَأَصۡلِحۡ وَلَا تَتَّبِعۡ سَبِيلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ۝١٤٢

Ve Musa’ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun’a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰثٖينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ Bir de Musâya otuz geceye va’d verdik ve onu bir onla itmam eyledik فَتَمَّ مٖيقَاتُ رَبِّهٖٓ اَرْبَعٖينَ لَيْلَةً de rabbının mîkatı tam kırk geceye doldu. -Burada sûrei «Bakare» âyetindeki erbaînin bir tafsıyli vardır. Rivayet olunduğuna göre Musâ aleyhisselâm Mısırda iken Benî İsraîle Allah düşmanlarını helâk ederse kendilerine bir kitab getireceğini vadetmiş ve Fir’avn, helâkolunca Musâ o kitâbı mev’udu niyaz eylemiş, Allah tealâ da otuz gün oruç tutmasını emreylemiş idi ki Zilkı’de idi ve Zilhıccenin oniyle tam kırka iblâğ edildi. Öyle anlaşılıyor ki ilk otuz gün savm vesâir tekarrubât ile bir tehzibi mahsus ve bir riyazat olmuş, ve sonraki on günde de Tevratın nüzulü ve kelâm, vuku’ bulmuştur. Bu kırkın gündüzleri de mikatta dahıl bulunduğu halde yalnız «لَيْلَةً» buyurulması, âyın geceden başlaması ve binaenaleyh kırk gece hisabiyle tamam olmuş bulunması hıkmetine mebni olduğunu müfessirîn beyan etmişlerdir. Bundan bilhassa şu işareti anlıyabiliriz ki ehlullahın büyük bir subhi tecelliye irmesi için geceler gibi karanlık ıztırab saatleri ile çile doldurmaları lâzımdır. Tenezzülâtı ilâhiyye geceler de vakı’ olur. Ve bütün muvaffakıyyet sabahları, leyali ıztırabın seharlerini ta’kıb eyler. Hazreti Musânın bu çilesinde kırk sanki bütün bir gece ve on onun bir sehari mesabesinde demek olub bâ’zı rivayâtta dahi varid olduğ u üzere bu seharin fecri sadık saatlerini andıran sonlarında Hazreti Musâ mazherı kelâmı sübhanî olmuş ve şu tecelliye irmiştir: