AyetSûreler

Ankebût Sûresi 52. Âyet

Mekke · Cüz 21 · Sayfa 402

قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡ شَهِيدࣰاۖ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡبَٰطِلِ وَكَفَرُواْ بِٱللَّهِ أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ ۝٥٢

De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

Bu açıklama 52–63. âyetleri birlikte ele alır.

56. يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا Ey iyman eden kullarım! - «Ibadî» hıtabı hıtabı teşriftir. Mükellefin en şerefli payesidir «عباداً لنا» gibi mutlak ıbad ta’birinde kâfir dahi dahıl olabilirse de (ıbadî) izafetinde kâfir dahıl olmaz. Zira kâfir Şeytanın sultası altındadır. Halbuki «اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ» buyurulmuştur. Şayanı dikkattir ki cenabı Allah Âdemi yarattığında şanlı bir ism olan hılâfet unvanıyle yad buyurdu, öyle iken İblîs bu isimden yılmadı, bil’akis o sebeble ıkdamını artırdı adavet etti ve nihayet galebe edip «فَاَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا» buyurulduğu üzere ikisini de Cennetten kaydırdı. Sonra onun evlâdından «عِبَادِىَ» teşrifine mazher olan muhlisûna gelince Şeytan onlardan kaçında «اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ» buyurulduğu gibi Şeytan kendisi de «لَُاغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَ اِلَّا عِبَادَكَ» dedi. Demek ki Allahın ıbadı olmak payesini ihraz eden mükellef derece ı’tibariyle Yer yüzünde halîfe olandan daha yüksektir. Şu halde «الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا» vasfı ıhtırazî değil, şerefin vechini beyan için sıfatı kâşifedir. Bu suretle bu hıtab kâfirlerin mumaneatinden dolayı dinini gereğî gibi icra edemiyen ba’zı mü’minlere selâmet yolunu göstermek için bir hıtabı teşriftir. Ya’ni ey benim iyman şerefiyle müşerref olan kullarım اِنَّ اَرْضٖى وَاسِعَةٌ haberiniz olsun benim Arzım geniştir. - Bulunduğunuz yerden ıbaret değil vası’dır. فَاِيَّاىَ فَاعْبُدُونِ O halde bana ıbadet ve ubudiyyet edin o halde sâde bana - ya’ni bulunduğunuz memlekette sâde bana ıbadet etmek kolay olmaz dininizi ızharda tazyika ma’ruz olur daralırsanız orada bağlanıp kalmayın Onu serbes yapabileceğiniz bir yere gidin, firar edin, hicret edin, o darlıktan genişliğe çıkmak için ne yapmak iycab ediyorsa yapın bana kulluk edin. Aleyhıssalâtü vesselâmdan bir hadîsi şerifte şöyle varid olmuştur: her kim dini sebebine bir yerden bir yere firar ederse bir karış da olsa Cenneti hakk eder. Ve İbrahim ile Muhammed aleyhimesselâma refîk olur اه. Ya ölüm tehlükesi, tehdid olursa ne yapmalı? 57. كُلُّ نَفْسٍ Her nefis - her nasıl olsa ve her nerede bulunsa ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ ölümü tadacak ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ sonra da hep bize irca’ olunacaksınız - ba’solunup huzurı hakka dikilerek ecrinizi veya cezanızı alacaksınız. Binaenaleyh ondan kaçmakla kurtulamazsınız bil’âkis Allahdan başkasına kulluk etmemek için ikrah karşısında bile her fedakârlığı göze alarak huzurı kemali ıhlâs ve hurriyyet ile gitmeğe çalışmalı. 60. وَكَاَيِّنْ مِنْ دَآبَّةٍ – Hicret emrolununca ba’zıları geçimliğimiz olmıyan memlekette nasıl gideriz demişlerdi bu nâzil oldu. 61. وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ – mes’uller Mekke müşrikleri فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ o halde nasıl çevriliyorlar? - Halikı küll olduğunu nâçâr ıkrar ederlerken ülûhiyyete gelince nasıl ondan dönüp şirke gidiyorlar? Bu hususta en çok ileri sürülen rızık mes’elesi olduğu için buyuruluyor ki 62. اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ الخ ٦٤ وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَآ اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ لَوْكَانُوا يَعْلَمُونَ ٦٥ فَاِذَا رَكِبوُا فِى الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ ٦٦ لِيَكْفُرُوا بِمَآ اٰتَيْنَاهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ٦٧ اَوَ لَمْ يَرَوْا اَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا اٰمِنًا وَيُتَخَطَّفُ النَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنوُنَ وَبِنِعْمَةِ اللّٰهِ يَكْفُرُونَ ٦٨ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُ اَلَيْسَ فٖىجَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِرٖينَ ٦٩ وَالَّذٖينَ جَاهَدُوا فٖينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنٖينَ

Meali Şerifi