Ankebût Sûresi 51. Âyet
Mekke · Cüz 21 · Sayfa 402
أَوَلَمۡ يَكۡفِهِمۡ أَنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَرَحۡمَةࣰ وَذِكۡرَىٰ لِقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ ٥١
Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve öğüt vardır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اَوَ لَمْ يَكْفِهِمْ daha yetişmedi mi onlara - o başka âyet, başka mu’cize istiyenlere kâfi gelmedi mi daha mu’cize olmak üzere اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ bizim senin üzerine - demin söylenildiği vechile: bundan evvel okuması yazması olmadığı muhakkak bulunan senin üzerine - şübhesiz kitab indirmemiz يُتْلٰى عَلَيْهِمْ karşılarında okunup dururken اِنَّ فٖى ذٰلِكَ şübhe yok ki onda - o kitabda لَرَحْمَةً mutlak bir rahmet - büyük bir nı’met وَذِكْرٰى ve bir ilâhî ıhtar ve nasıhat var لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ iyman edecek bir kavm için - ınad, teassub, aksilik edecekler için değil, iyman edecekler için bu âyetin, siyak-u sibakına nazaran «لَوْلَآ اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ» diyen zalimlere cevab olarak nâzil olduğu anlaşılıyor. Bununla beraber sebebi nüzulünde şu da rivayet olunmuştur. Müslimanların bir takımları Yehûdîlerden işittikleri ba’zı şeyleri yazmış oldukları bir kürek ile gelmişlerdi. Resulullah sallallahü aleyhivesellem «bir kavmın kendi Peygamberlerinin getirdiğini bırakıp da başkasının başkalarına getirdiğine rağbet etmeleri hamakat veya dalâletlerine kâfidir» buyurdu. Bunun üzerine «اَوَ لَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ» âyeti nâzil oldu اه. Gerçi bu âyet bu vak’a üzerine de okunabilir. Lâkin bunun sebebi nüzul olması âyetin altına ve üstüne muvafık düşmüyor. Çünkü sıyak-u sibakına nazaran «هم» zamirleri müslimlere değil «لَوْلَآ اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ» diyenlere raci’dir. Rivayet olunur ki Abdullah ibni Âmir ibni Rükn Hazreti Aişe radıyallahü anhaya bir hediyye takdim etmişti. Müşarün’ileyha «Abdullah ibni Amr» zannedip reddeyledi ve o, başka kitabları tetebbu’ ediyor, Allah tealâ ise «اَوَ لَمْ يَكْفِهِمْ اَنَّآ اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلٰى عَلَيْهِمْ» buyuruyor dedi. Bunun üzerine o Abdullah ibni Âmir dediler, o vakıt kabul etti. Hazreti Hafsa radıyallahü anha da kürek üzerine Yusüf kıssasından bir yazı getirmiş. Hazreti Peygambere okumuştu, aleyhisselatü vesselâm vechi renkten renge girerek buyurdu ki: canım yedi kudretinde olan zatı a’lâya kasem ederim ki ben aranızda iken size Yusüf gelse de beni bırakıp ona uyacak olsanız sapmış olursunuz. Ben sizin Peygamberlerden nasîbinizim, siz de benim ümmetlerden nasîbimsiniz. Hazreti Ömer ibnilhattab radıyallahü anh bir gün bir adama uğramıştı, bir kitab okuyordu, bir saat dinledi hoşuna gitti, o adama: bana bu kitabı yazıver dedi. O da peki deyip bir deri aldı, onu hazırlayıp içine dışına yazıverdi, sonra Ömer onu alıp Hazreti Peygambere getirdi, okumağa başladı, Resuli ekrem sallâllahü aleyhi vesellem Hazretlerinin mübarek yüzünde de bir renk peyda olmağa başladı, derhal Ensardan bir zat o kitaba vurdu da «ثَكِلَتْكَ اُمُّكَ يَا ابْنِ الْخَطَّابِ» anan gayb etsin seni ey Hattab oğlu» bu gün sen bu kitabı okuyalı beri Resulullahın yüzüne bakmıyor musun? Dedi, o vakıt Peygamber sallâllahü aleyhi vesellem buyurdu ki «ben hem fâtih ve hem hâtim ba’solundum ve bana hem cevamiul’kelim ve hem havatimi verildi ve bana söz ıhtisar edildi de edildi, sakının sizi mütehevvikler helâke sürüklemesinler اه. Mütehevvikler, reviyyetsiz her işe dalanlar yâhud mütehayyirler demektir. ٥٢ قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ بَيْنٖى وَبَيْنَكُمْ شَهٖيدًا يَعْلَمُ مَافِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللّٰهِ اُولٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ ٥٣ وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَوْلَآ اَجَلٌ مُسَمًّى لَجَآءَهُمُ الْعَذَابُ وَلَيَاْتِيَنَّهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ٥٤ يَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحٖيطَةٌ بِالْكَافِرٖينَ ٥٥ يَوْمَ يَغْشٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا مَاكُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٥٦ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِنَّ اَرْضٖى وَاسِعَةٌ فَاِيَّاىَ فَاعْبُدُونِ ٥٧ كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ ٥٨ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ مِنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا نِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلٖينَ ٥٩ اَلَّذٖينَ صَبَرُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ٦ وَكَاَيِّنْ مِنْ دَآبَّةٍ لَاتَحْمِلُ رِزْقَهَا اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ ٦١ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَ ٦٢ اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَيَقْدِرُ لَهُ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمٌ ٦٣ وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ نَزَّلَ مِنَ السَّمَآءِ مَآءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَايَعْقِلُونَ
Meali Şerifi