Ankebût Sûresi 49. Âyet
Mekke · Cüz 21 · Sayfa 402
بَلۡ هُوَ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتࣱ فِي صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَۚ وَمَا يَجۡحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّـٰلِمُونَ ٤٩
Hayır, o (Kur’ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkâr eder
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
بَلْ fakat هُوَ o - Kur’an اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ فٖى صُدُورِ الَّذٖينَ اُوتُوا الْعِلْمَ ılim verilmiş kimselerin sînelerinde parıldayan açık açık âyetlerdir - burada beyyinata müteallık olmak nefyi irtiyab siyakına nazaran zâhir ve beyyin olduğu gibi haziften selâmet ı’tibariyle de ercahtır. Ya’ni Allah tarafından birer alâmet, parlak mu’cizeler olduğu ehli ılmin gönüllerinde ıyan beyan açık ve hiç şübheye mahal vermiyecek vechile zâhirdir. وَمَا يَجْحَدُ بِاٰيَاتِنَآ اِلَّا الظَّالِمُونَ ve bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder - bildikleri halde hakkı tanımak istemiyen zulmü âdet edinmiş zalimler netekim