Ahzâb Sûresi 56. Âyet
Medine · Cüz 22 · Sayfa 426
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِيِّۚ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيۡهِ وَسَلِّمُواْ تَسۡلِيمًا ٥٦
Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ çünkü Allah ve melâikesi Peygamberi hep selavatlar dururlar - Allah tealâ rahmet ve in’amiyle, Melekler istiğfarları ve hizmetleriyle Peygambere daima tekrim etmektedirler. Bu sâyede yukarıda «هُوَ الَّذٖى يُصَلّٖى عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ» buyurulduğu üzere mü’minlere feyzı ilâhî inmektedir. يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا ey o bütün iyman edenler! Sizler ona salât-ü selâm getirin, selâmlıyarak teslim olun «اللَّهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ اَلصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ» gibi duâlarla onun üzerine Allahın salevat ve rahmet-ü berekâtını niyaz edin. Ve selâm vererek tekrim edin. Ve bir ma’nâya göre hiç incitmiyerek teslim olun, inkıyad edin. Bu âyet gösterir ki Peygambere salevât getirmek farzdır. Ancak tekrarına taarruz yoktur. Sahih olan budur ki ismi zikrolundukça vacib olur. Bu hususta bir çok hadîsler rivayet olunmuştur. Ezcümle aleyhıssalâtü vesselâm buyurmuştur ki: «رَغِمَ اَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَىَّ» burnu sürtülsün o adamınki yanında ben zikrolunmuşmudur da bana salevat getirmemiştir. Yine buyurmuştur ki: Allah tealâ bana iki Melek müvekkel kıldı ben bir müslimin yanında anıldım da bana salevât getirdimi behemehal o iki Melek ona «غَفَرَ اللّٰهُ لَكَ» derler, Allah tealâ ve sâir Melâikesi de o iki Meleke cevaben «اٰمِينَ» derler. Bir müslimin yanında zikrolundum da bana salevat getirmedimi behemehal o iki Melek «Allah sana mağrifet etmesin» derler, Allah tealâ ve sâir Melâikesi de o iki Meleke cevaben «اٰمِينَ» derler. Ba’zıları da zikri tekerrür etse bile bir mecliste bir kerre vacib olur demiştir. Netekim secde âyetinde böyledir. Kezalik her duânın evvelinde ve Âhirinde de vacibdir. Namazda «اللَّهُمَّ صَلِّى عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى إِبْرٰهٖيمَ وَ عَلٰى اٰلِ إِبْرٰهٖيمَ إِنَّكَ حَمٖيدٌ مَجٖيدٌ» diye salevât okumak biz Hanefiyyece namazın vacibatından değildir sünnettir. İbrahimi nehaîden merviydir: eshabı kirâm teşehhüddeki «اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ» ile iktifa edebilirlerdi demiştir. Lâkin İmamı Şafiî Hazretleri namazın cevazı için salevât, şarttır vacibdir demiştir. Eshab sormuşlar: ya Resulullah selâm vermeyi biliyoruz, fakat salâtı nasıl getireceğiz demişler, o vakıt namazda okunan salevât duâsı ta’lim buyurulmuştur. Peygamberlerden maadasına salevât tebean caiz olursa da istıklâlen mekruhtur. Çünkü orfte Peygamberlerin şıarıdır. Netekim Peygamber azîz ve celîl olmakla beraber hakkında «عَرَّ وَ جَلَّ» denmez.